. . .
Sanat Teorisi
  Ana sayfa >> Makaleler >> Biyografiler >> Sinema Oyuncuları >> Makale Oku

Makale Başlığı: Sami Hazinses (1925-2002)

Sami Hazinses (1925-2002) Yazdır twitter facebook

Yazar: Haydar Ergülen • Eklenme Tarihi: 06.08.2007 20:18:16 • Görüntüleme: 4.733
Özet:
1925 yılında Diyarbakır`da doğan Hazinses, ilkokuldan sonra çalışmak için İstanbul`a geldi. 1953 yılında Mahir Canova`nın yönettiği, Cüneyt Gökçer, Atıf Kaptan ve Muhterem Nur`un oynadıkları "Kara Davut" filmindeki rolle sinema oyunculuğuna başladı. Sonraki yıllarda çevirdiği filmlerle rolleri büyüyen Hazinses, Türk sinemasının unutulmaz komedi sanatçıları arasına girmeyi başardı.
Kelimeler:
Sami Hazinses, biyografi, makale, sinema, oyuncu, Samuel Uluç,
Sami HAZİNSES  “Samuel Uluç”  (D:1925 Diyarbakır – 23 Ağustos 2002 İstanbul)

1925 yılında Diyarbakır'da doğan Hazinses, ilkokuldan sonra çalışmak için İstanbul'a geldi. 1953 yılında Mahir Canova'nın yönettiği, Cüneyt Gökçer, Atıf Kaptan ve Muhterem Nur'un oynadıkları "Kara Davut" filmindeki rolle sinema oyunculuğuna başladı. Sonraki yıllarda çevirdiği filmlerle rolleri büyüyen Hazinses, Türk sinemasının unutulmaz komedi sanatçıları arasına girmeyi başardı.
Hazinses, komedi oyunculuğunun yanında, bazı filmlerde de dram oynadı. Hazinses, oyunculuğunun yanı sıra güfte ve beste çalışmaları da yaptı.
Sanatçının, "Bir Dilbere Müpteladır Deli Gönlüm" adlı eserini Zeki Müren, "Derdimi Kimlere Desem" adlı eserini Sevim Tanürek ve "Yeter Ağlatma Beni" adlı eserini de Müslüm Gürses seslendirdi.
Hazinses, 1960 yılında, Metin Erksan yönetiminde Sezer Sezin, Kenan Pars ve Erol Taş ile "Şoför Nebahat" filminde oynadı ve filmin müziğini de yaptı.
“Haydi Nebahat abla, Dodge arabana atla,
Dümenimiz yolunda, gazla ablacığım gazşa
Taksim, Şişli, Sarıyer durmadan gider
Ablacığım no’lur İstinye’de duruver
Saçları dalga dalga, canım Nebahat abla
Sevgilim İstinye’de gazla ablacığım gazla”
Hiç evlenmeyen sanatçı, 1980 yılında emekli oldu. 2000 yılında Türk sinemasına katkılarından dolayı Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) tarafından "Onur Ödülü"ne layık görüldü.

Sami Hazinses ile ilgili bu kısa özgeçmişin ardından Mesut Kara’nın “Artistler Kahvesi” isimli kitabından aşağıda yer alan alıntıya yer vermekle, bu büyük sanatçıyı daha yakından anlamak ve tanımak mümkün olacaktır sanırım.
“Yeşilçam'ın hüzün yüzlü adamı kimdir? dediğinizde hemen herkes size Sami Hazinses diyecektir. "İyi insan"; oynadığı filmlerde de, hayatta da hep iyi insan. Sami Hazinses'i bulmak için 40 yılını verdiği "Yeşilçam sokalarına", uğramak yeterliydi.
1950'de Diyarbakır'dan İstanbul'a geldiğinde kimsesi yoktur. Hemşerilerinin yanına "sığınır". Besteler yapıyordur, Yeşilçam'da bulur kendini. Kaldıkları binada film yapımcısı oturuyordur.
- Bestelerim de var biliyor musun?".
Hemşerileri film yapımcısı Mümtaz Alpaslan'a Sami Hazinses'in beste yaptığını söylerler.
- Zeki Müren daha yeni parlamıştı o zamanlar. Benim bestemi okudu radyoda. Hemşerilerim Mümtaz Alpaslan'a beste yaptığımı söylemişler. O da benden çekeceği film için şarkı istedi. Yaptım verdim. 'Seni de oynatacağım filmde' dedi. Abi nasıl olur, becerebilir miyim?' dedim.
- Oynadım tabii, çok beğendiler. Sonra devam ettik. Üçüncü filmimdi galiba, Adana'da çekimlerimiz vardı. Karacaoğlan'ın Kara Sevdası. O zaman Yılmaz Güney asistanlık yapıyordu; Atıf Yılmaz'ın asistanı. Sıra bana gelince Atıf Yılmaz 'hadi' dedi; gittim sete rolümü yaptım geldim. Atıf Yılmaz tuttu elimi sıktı, 'en az 15 sene ekmek yersin sen' dedi. Halbuki ben 40 sene devam ettim. 40 senedir oynuyorum. Artık yoruldum, kendi hayatımı yaşıyorum. Şimdi dışarda çekim olsa giderim. İstanbul'da çekim olduğu zaman 7'de uyanmak gücüme gidiyor. Ama dışarıda otelde kalırım, arkadaşlarla beraber aynı saatte uyanırım, orada oynarım.
Sami Hazinses 40 yılın hüzünlü yorgunluğunu yaşıyordur şimdi yalnız başına. O hep yalnız yaşadı. - Kimsem yoktu, annem babam yoktu yanımda, nasıl evlenebilirdim ki. Hiç aşık olmamış mıydım? Olmaz mıyım, tabii oldum. Karacaoğlan'ın Kara Sevdası çekilirken, Adana'da bir çiftlikte çalışıyorduk. Çiftliğin kızı bana aşık olmuş, benim haberim yok. Ben de ona aşık oldum. Hadi dedim, kacırayım seni. Bunu duyuyor arkadaşlarım. Danyal Topatan, Vahi Öz, Kadir Savun var. Kızı anlattım işte, kaçıracam diye. 'Ne yapıyorsun sen' dediler, 'bizi öldürtecek misin?' Otobüsle geçtiğimiz zaman kızcağız yol kenarında dikiliyor, ağlıyordu."
Tam bunları konuştuğumuz sırada kahvenin kapısında küçük bir kız çocuğu beliriyor. Sami Bey masaya çağırıyor çocuğu. Birşeyler içmesini istiyor, kola söylüyoruz. "Siz sinema artisti misiniz?" diye soruyor küçük kız. "İzledin mi Sami Hazinses'in filmlerini" diyorum, "evet" diyor. Televizyonda görmüş. Annesi alkollü olduğu için polislerce alınmış, Beyoğlu karakolundaymış, onun çıkmasını bekliyormuş. Sami Bey çok üzülüyor. Biz konuşmamızı sürdürüyoruz.
- Üzülüyorum, çok üzülüyorum böyle olaylara. Acıyorum, yolda köpek görüyorum, zavallı sokak köpeği, ona üzülüyorum."
Çok genç birinin onu tanımasına ise mutlu oluyor, hüzünleniyor. Gözleri dolu dolu, - Bunlar kalıyor işte. Bir sürü mankenler çağırdılar. Manken çocuklara filmler yaptırdılar, n'oldu? Hepsi altında kaldı. Bizim yerimizi alamazlar. Bir Ahmet Tarık Tekçe hiçbir zaman unutulamaz ve onun yerini hiç kimse dolduramaz.
- Ferdi Tayfur'u tanıyor musunuz?"
diye soruyor masamızdaki çocuk, çantasında Ferdi Tayfur'un, Müslüm Gürses'in fotograflarını çıkarıyor.
- Hatırlamıyorum, galiba onlarla da film yaptım. Müslüm Gürses benim bir bestemi okudu,
Diyoe ve o da cebinden Müslüm Gürses'in ve bestelerini verdiği başka bazı şarkıcıların kaset kapaklarını çıkarıp gösteriyor çocuğa. Çocuk bir süre sonra teşekkür edip kalkıyor masamızdan. Bestelerinde, oynadığı filmlerden para kazanabilmiş miydi?
- Eskiden çok paramı yedi plakçılar. Ağladılar, sızladılar, alamadım. Çalışmamın karşılığını hiçbir zaman alamadm. Bu kadar hizmet ettim, yoruldum, başka bir işte olsaydım daha çok param olurdu."
Kendi parasıyla emekli oluyor Sami Hazinses. Sinesen'den yardımcı oluyorlar, yazışmalar, işlemler... Bütün geliri "ihtiyarlık sigortasından" aldığı para. Bir de TV dizisi Mahallenin Muhtarları'nda oynarken hastalanıyor, hastaneye yatırıyorlar Sami Bey'i. O sıralarda Türker İnanoğlu da Amerika'da tedavi görüyormuş. Döndüğünde duyuyor Sami Hazinses'in hastalığını, kahveye haber gönderip çağırtıyor.
- Gittim yanına, elimi sıktı 'geçmiş olsun, hastalanmışsın, yaşın kaç oldu' dedi. 68 dedim. 'Bundan sonra her ayın başında gel benden 1 milyon lira al' dedi. Bir tek o oldu işte, diğerlerinin içinde bana bunu söyleyen bir tek o oldu.
Onu en çok üzen, kıran olay nedir? Arayıp soruyorlar mıydı?
- Bu kadar çalıştım, bir eve sahip olamadım. Beni en çok üzen budur. Filmlerimin sayısını hatırlamıyorum, baksana her gün oynuyor TV'de bitmiyor ve ben hala kirada oturuyorum, nasıl üzülmem. Ben bu yeteneğimle Amerika'da, Fransa'da olsaydım her şeyim olurdu. Beni şimdi bıraktılar; ne arayan var, ne soran. Şu meslekte kimse kimseyi aramaz zaten. Şimdi ben yalnız başıma kendi hayatımı yaşıyorum."
Filmlerde hep iyi insanı oynadı. Hep ağlamaklı bir yüzü vardı. Komikken bile hüzünlü.
- Evet, hep iyi. Hem ağlatırdım, hem güldürürdüm. Hiç kötüyü oynamadım. Hayatımda öyle sululuk filan yapmam, çok ciddiyimdir. Rol icabı başıma vururlardı, sırtıma vururlardı, her şeyi yaparlardı; öyle seyirciyle karşılaştım ki filmlerdeki gibi başıma sırtıma vurdu. Hiçbirine kötü tepki göstermedim. Azarlamadım."
Hiç sinemadan aşık olduğunuz bir oyuncu var mı? diye soruyorum.
- Olmaz mı. Olmadı değil, ama isim söyleyemem. Ayıp olur yani. Birine şiir yazmıştım, yapımcı sevgilisi beni kara listeye aldı, hiç oynatmadı filmlerinde. Çok hassasım. Kimsem yok diye moralim bozuluyordu, çıkıyordum tepelere gazeller patlatıyordum. Bir film çekilecekti, yönetmen Metin Erksan'dı. 'Bu filme şarkı yapacaksın' dedi. Üç gün var sahneyi çekeceğiz, şarkı sahnesini. 'Üç günde şarkı mı yazılırmış' dedim. Sen yaparsın diyor başka bir şey demiyor. O kadar bana inanmış, o şarkılarımı duyunca. Sezer Sezin geliyor, 'Sen yaparsın' diyor, sarılıyor, öpüyor. Neyse şarkıyı bitirdim.
FİLMOGRAFİ:

1957
Korsan SY: Mümtaz Alpaslan, GY: Şevket Kıymaz, Fahri Danışman, YP: Dost F. (Mümtaz Alpaslan

1959
Karacaoğlan'ın Kara Sevdası Y: Atıf Yılmaz, S: Yaşar Kemal, Halit Refiğ, Atıf Yılmaz, Yılmaz Güney, GY: Mike Rafelyan, M: Sabahattin Kalender, Ruhi Su, YP: Erman F. (Hürrem Erman)

1960
Aslan Yavrusu SY: Hulki Saner, GY: Kosta Psaros, YP: Saner F. (Hulki Saner) - Can Mustafa (Yaralı Kuş) Y: Muharrem Gürses, S: Asaf Tengiz, GY: Manasi Filmeridis, M: Zeki Duygulu, YP: Güven F. (Yuvakim Filmeridis,;
Şoför Nebahat Y: Metin Erksdan, S: Metin Erksan, Atilla İlhan (Ali Kaptanoğlu takma adıyla), GY: Ernest Von Theumer, YP: Dur F. (Naci Duru)

1961
Dikenli Gül Y: Dr. Arşavir Alyanak, S: Bülent Oran, GY: Gani Turanlı, YP: Pesen F. (Nevzat Pesen)
Kadın Asla Unutmaz Y: Asaf Tengiz, S: Oğuz Özdeş, GY: Hayrettin Işık, YP: Güven F. (Yuvakim Filmeridis)
Mahalleye Gelen Gelin Y: Osman F. Seden, S: Bülent Oran, GY: Kriton İlyadis, YP: Kemal F. (Osman F. Seden)
Oy Farfara Farfara Y: Metin Erksan, S: Bülent Oran, GY: Mengü Yeğin, YP: As F. (Muzaffer Asalan) -
Sessiz Harp Y: Lürfi Ö. Akad, S: Bülent Oran, GY: Mahmut Demir, YP: Duru F. (Naci Duru) -
Tatlı Bela Y: Atıf Yılmaz, S: Vedat Türakali, GY: Manasi Filmeridis, M: Yalçın Tura, YP: Güven F. (Yuvakim Filmeridis)

1962
Akasyalar Açarken Y: Memduh Ün, S: Bülent Oran, Sadık Şendil, GY: Memduh Yükman, Ali Uğur, YP: Göksel F. (Göksel Arsoy) -
Billur Köşk Y: Muzaffer Aslan, S: Bülent Oran, GY: Ali Uğur, YP: As F. (Muzaffer Aslan) - Bir Gecelik Gelin Y: Atıf Yılmaz, S: Vedat Türkali, GY: Çetin Gürtop, YP: Be-Ya F. (Nusret İkbal) -
Biz de Arkadaşmıyız? Y: Ülkü Erakalın, S: Erdoğan Tünaş, GY: Memduh Yükman, YP: Melek F. (Şahan Haki) - Cengiz Han'ın Hazineleri Y: Atıf Yılmaz, S: Suat Yalaz, GY: Çetin Gürtop, M: Yalçın Tura, YP: Yerli F. (Atıf Yılmaz, Orhan Günşıray)
Çifte Kumrular Y: Metin Erksan, S: İlhan Engin, GY: Mike Rafelyan, M: Fecri Ebcioğlu, YP: As F. (Muzaffer Aslan) -
İki Çalgıcının Seyahati Y: Süreyya Duru, S: İlhan Engin, Erdoğan Tünaş, GY: Ali Yaver, M: Yalçın Tura, YP: Duru F. (Naci Duru) - Lekeli Kadın Y: Ülkü Erakalın, S: Erdoğan Tünaş, GY: Memduh Yükman, YP: Melek F. (Şahan Haki) - Memnu Meyva SY: Nuri Akıncı GY: Cezmi Ar, YP: Akar F. (Nuri Akıncı)

1963
Adanalı Tayfur Y: Zafer Davutoğlu, S: Osman F. Seden, GY: Kenan Kurt, YP: Kemal F. OPsman F. Sedenb) -
Cici Can Y: Ertem Göreç, S: Safa Önal, GY: Çetin Gürtop, YP: Göksel F. (Göksel Arsoy) -
Kendini Arayan Adam Y: Nejat Saydam, S: Kefkep Öktem, GY: Melih Sertesen, YP: Acar F. (Murat Közeoğlu) -
Şafak Bekçileri Y: Halit Refiğ, S: Halit Refiğ, Sadık Şendil, Bülenmt Oran, GY: Kenan Kurt, YP: Göksel F. (Göksel Arsoy) -
Yedi Kocalı Hürmüz Y: Yılmaz Atadeniz, S: Sadık Şendil, GY: Ali Yaver, YP: Kurt F. (Mehmet Arancı)

1964
Abidik Gubidik Y: Aram Gülyüz, S: Safa Önal, GY: Çetin Gürtop, YP: Gümşıray F. (Orhan Günşıray) -
Adalardan Bir Yar Gelir Bizlere SY: Abdurrahman Palay, GY: Ali Yaver, YP: Kurt F. (Mehmet Arancı) – Dağlar Bizimdir SY: Nejat Saydam, GY: Melih Sertesen, YP: Acar F: Murat Köseoğlu) Evcilik Oyunu SY: Halit Refiğ, GY: Çetin Gürtop, YP: Göksel F. (Göksel Arsoy) - Keşanlı Ali Destanı SY: Atıf Yılmaz, GY: Çetin Gürtop, M: Yalçın Tura, YP: Gün F. Kızgın Delikanlı Y: Ertem Göreç, S: Vedat Türkali, YP: Göksel F. (Göksel Arsoy) Son Tren SY: Nejat Saydam, GY: Melih Sertesen, YP: Acar F. (Murat Közeoğlu) -Şoför Nebahat ve Kızı Y: Süreyya Duru, S: Erdoğan Tünaş, GY: Ali Uğur, M: Fecri Ebcioğlu, YP: Duru F. (Naci Duru)

1965
Buzlar Çözülmeden SY: Nejat Saydam, GY: Melih Sertesen, YP: Acart F. (Murat Köseoğlu) -
Çiçekçi Kız SY: Nejat Saydam, GY: Melih Sertesen, Yp: Acar F. (Murat Köseoğlu) - Dört Deli Bir Aptal SY: Sami Ayanoğlu, GY: Mehmet Muhtar, YP: Çığ F. (Sami Ayanoğlu) -
İçimizdeki Boşluk SY: Orhan Murat Arıburnu, GY: Paşa Gündoğdu, YP: Dost F. (Mümtaz Alpaslan) - İstanbul Kazan Ben Kepçe SY: Orhan Elmas, GY: Mengü Yeğin, YP: Pesen F. (Nevzat Pesen) -
Kalbimdeki Serseri Y: Nejat Saydam, S: Suavi Sualp, GY: Cahit Engin, YP: Yüksel F. (Erol Altınışık) -
Korkunç İntikam Y: Nejat Saydam, S: Bülent Oran, GY: Gani Turanlı, YP: Yüksel F. (Erol Altınışık) -
Pantolon Bankası Y: Aram Gülyüz, S: Safa Önal, GY: Memduh Yükman, YP: Melek F. (Şahan Haki)
Sevişmek Yasak Y: Mehmet Dinler, S: Suavi Sualp, GY: Manasi Filmeridis, YP: Ülkü F. (Ülkü Erakalın) -
Şepkemin Altındayım (Deli Futbolcu) Y: Ülkü Erakalın, S: Bülent Oran, GY: Kenan Kurt, YP: Ülkü F. (Ülkü Erakalın)
Şeker Gibi Kızlar Y: Muzaffer Aslan, S: ErdoğanTünaş, GY: Mengü Yeğin, YP: Sine F. (Muzaffer Aslan)
Tavan Arası Y: Veli Akbaşlı, S: Sadi Mete, GY: Rafet Şiriner, YP: Cihan F. (Suazan Yakar) -
Veda Busesi Y: Ülkü Erakalın, S: Bülent Oran, GY: Turgut Ören, YP: Ülkü F. (Ülkü Erakalın) - Pesen F. (Nevzat Pesen)

1966
Kalpsiz SY: Nejat Saydam, GY: Mike Rafaelyan, M: İsmet Nedim, YP: Yüksel F. (Erol Altınışık) -
Severek Döğüşenler Y: Adnan Saner, S: Suavi Sualp, GY: Turgut Ören, YP: Saner F. (Hulki Saner)
Yakut Gözlü Kedi Y: Nejat Saydam, S: Ümit Deniz, GY: Melih Swertesen, YP: Acar F. (Murat Köseoğlu)
Yarını Olmayanlar SY: Kemal Kan, GY: Feyzi Eryılmaz, YP: Uzun F. (Abdulkerim Uzun)

1967
Gecekondu Peşinde Y: Feyzi Tuna, S: İlhan Engin, GY: Mustafa Yılmaz, YP: And F. (Turgut Demirağ) -
Külhanbeyler Kralı ve Yahudi SY: Mümtaz Alpaslan, GY: Mükremin Şumlu, YP: Dost F. (Mümtaz Alpaslan)

1968
Avanta Kemal Torpido Yılmaz'a Y: Uğur Duru, S: Uğur Duru, Hidayet Pelit, GY: Cengiz Batuhan, YP: Kale F (Yılmaz Gündüz) -
Çatallı Köy Y: Ülkü Erakalın, S: Bülent Oran, GY: Orhan Kapkı, YP: Ülkü F. (Ülkü Erakalın) -
Kızıl Maske (1) SY: Çetin İnanç, GY: Rafet Şiriner, YP: Atadeniz F. (Yılmaz Atadeniz) -
Yaşamak Haram Oldu Y: Çetin karamanbey, S: Yahya Benekay, GY: Özdemir Öğüt, YP: Dede F. (Mahmut Dedehayır)

1969 Asi Kabadayı SY: Çetin İnanç, GY: M. Ali Özdemir, YP: Şafak F. (Alaettin Perveroğlu) -
Dağlar Kızı Reyhan Y: Metin Erksan, S: Bülent Oran, Muzaffer Aslan, GY: Necati İlşktaç, M: Metin Bükey, YP: Sine F. (Muzaffer Aslan) -
Dağlar Şahini Y: Ertem Göreç, S: Fuat Özlüer, GY: Çetin Gürtop, YP: Erler F. (Türker İnanoğlu) -
Dost Hançeri Y: Nuri Ergün, S: Yahya Benekay, GY: Özdemir Öğüt, YP: Dede F. (Mahmut Dedehayır) –
Fato (Ya İstiklal Ya Ölüm) Y: Feyzi Tuna, S: Turgut Demirağ, GY: Gani Turanlı, YP: And F. (Turgut Demirağ) -
Gel Desen Gelemem Ki Y: Sırrı Gültekin, S: Sadık Şendil, GY: Manasi Filmeridis, YP:Hisar F. (Özdemir Birsel) -
Kadere Boyun Eğdiler Y: Hüsnü Cantürk, S: İsmail Varol, GY: Nejat Okçugil, YP: Klüp F. (Hüsni Cantürk) -
Karaoğlan'ın Kardeşi Sargan SY: Suat Yusuf, GY: Mustafa Tahran, YP: Venüs F. (Abdulkerim Uzun) -
Sarı Çizmeli Y: Orhan Murat Arıburnu, S: Recai Turgay, GY: Mükremin Şumlu, YP: Venüs F. (Abdülkerim Uzun) -
Tatlı Serseri SY: Suat Yusuf, GY: Sami Acun, YP: Volkan F.
Yumurcak Y: Türker İnanoğlu, S: Safa Önal, GY: Çetin Gürtop, YP: Erler F. (Türker İnanoğlu)

1970
Ah Müjgan Ah Y: Mehmet Dinler, S: Safa Önal, GY: Nejat Okçugil, YP: Er F. (Berker İnanoğlu) –
Amber Y: Suat Yusuf, S: Ali Fuat Kalkan, GY: Mükremin Şumlu, YP: Anıt F. - Arım, Balım, Peteğim Y: Muzaffer Aslan, S: Bülent Oran, GY: Necati İlktaç, YP: Sine F. (Muzaffer Aslan)
Aşktan da Üstün Y: Atıf Yımaz, S: Safa Önal, GY: Nejat Okçugil, M: Zeki Müren, YP: Er F. (Berker İnanoğlu) -
İşportacı Kız Y: Türker İnanoğlu, S: Bülent Oran, GY: Çetin Gürtop, YP: Erler F. (Türker İnanoğlu)
Kafkas Şahinleri SY: Çetin Karamanbey, GY: Özdemir Öğüt, YP: Güler F. - Maskeli Şeytan SY: Yılmaz Atadeniz, GY: Sertaç Karan, YP: Atadeniz F. (Yılmaz Atadeniz) -
Seven Ne Yapmaz Y: Orhan Aksoy, S: Erdoğan Tünaş, GY: Mike Rafelyan, YP: Arzu F. (Ertem Eğilmez) - Şoför Nebahat Y: Süreyya Duru, S: Duygu Sağıroğlu, GY: Cahit Engin, YP: Uğur F. (Memduh Ün)- Murat F. (Süreyya Duru) Ortak Yapımı -
Talihsiz Baba Y: Mehmet Dinler, S: Erdoğan Tünaş, GY: Cengiz Tacer, YP: Melek F. (Şahan Haki) -
Yaralı Ceylan Y: Nuri Ergün, S: Yahya Benekay, YP: Dede F. (Mahmut Dedhayır) - Yaşamak İçin Öldüreceksin SY: Ünsel Aybek, GY: Dinçer Önal, YP: Sultan F. (Ünsel Aybek) -
Yumruk Pazarı SY: Semih Evin, GY: Salih Dikişçi, YP: Sultan F. (Ünsal Aybek) - Yumurcak Köprüaltı Çocuğu Y: Türker İnanoğlu, S: Erdoğan Tünaş, Fuat Özlüer, GY: Çetin Gürtop, YP: Erler F. (Türker İnanoğlu)

1971
Altın Mı Aşk Mı SY: Abdurrahman Palay, GY: Sertaç Karan, YP: Karan F. (Sadri Karan) -
Ayıpettin Şemsettin Y: Aram Gülyüz, S: Safa Önal, GY: Ali Yaver, YP: Er F. (Berker İnanoğlu) -
Bayan Bacak Ve Tabanca Bıçak SY: Kayahan Arıkan, GY: Feyzi Eryılmaz, YP: Nimet F. (Melih Üstüngör) Bebek Gibi Maşallah Y: Mehmet Dinler, S: Bülent Oran, GY: Cengiz Tacer, YP: Meç F. (Enver Özer, Işık Toroman, Çetin İnanç) -
Belanın Kralı Y: Yılmaz Atadeniz, S: Melih Gülgen, GY: Kaya Ererez, YP: İrfan F. (İrfan Atasoy) -
Cambazhane Gülü Y: Türker İnanoğlu, S: Fuat Özlüer, GY: Çetin Gürtop, YP: Erler F. (Türker İnanoğlu) -
Donkişot Sahte Şövalye Y: Semih Evin, S: Artun Yeres, GY: Muzaffer Turan, YP: Umut F. (Abdurrahman Keskiner) -
Fatoş Sokakların Meleği Y: Nejat Okçugil, S: Safa Önal, GY: Tuncay Ural, YP: Okçugil F. (Nejat Okçugil) -
Gölgen Bile Benden Korkar SY: Mümtaz Alpaslan, GY: Fehmi Eryılmaz, YP: Dost F. (Mümtaz Alapaslan) -
Hem Döğüş Hem Seviş SY: Yücel Uçanoğlu, GY: Rafet Şiriner, YP: Metin F. (Işık Toroman) -
İşte Deve İşte Hendek SY: Semih Evin, GY: Muzaffer Turan, YP: Özleyiş F. (Nami Dilbaz) -
Keloğlan Ve Yedi Cüceler Y: S: Semih Evin, GY: Muzaffer Turan, YP: Özleyiş F. (Nami Dilbaz)
Mavi Boncuk Lassi Y: Nuri Akıncı, S: Yahya Benekay, GY: Özdemir Öğüt, YP: Dede F. (Mahmut Dedehayır) -
Oyun Bitti Y: Orhan Elmas, S: Erdoğan Tünaş, Orhan Elmas, Fuat Özlüer, GY: Çetin Gürtop YP: Erler F. (Türker İnanoğlu) -
Ölüm Bana Vız Gelir SY: Çetin İnanç, GY: Rafet Şiriner, YP: Meç F. (Işık Toroman, Enver Özer, Çetin İnanç)
Satın Alınan Koca Y: Duygu Sağıroğlu, S: Memduh Ün, Duygu Sağıroğlu, Bülent Oran, GY: Uğur F. (Memduh Ün)

1972
Balıkçı Kız SY: Temel Gürsu, GY: Sertaç Karan, YP: Renk F. (Ünsel Aybek) - Belalılar Şehri SY: Ahmet Sert, GY: Fehm,i Eryılmazlar, YP: Bahar F. (Ahmet Sert) -
Bitirim SY: Mümtaz Alpaslan, GY: Fehmi Eryılmaz, YP: Dost F. (Mümtaz Alpaslan) - Çapkınlar Şahı (Don Juan 72) SY: İlhan Engin, GY: Kaya Ererez, YP: İfa F. (Fethi Oğuz) -
Kaplan Kadın Dehşet Adasında SY: Tuncan Akın, GY: Selahattin Hiçdurmaz, YP: Caka F. (Kayahan Arıkan)
Karamanın Koyunu SY: Semih Evin, GY: Orhan Çağman, YP: Osmanlı F. (Mehmet Karahafız)-
Ver Allahım Ver SY: Semih Evin, GY: Muzaffer Turan, YP: Özleyiş F. (Nami Dilbaz)

1973
Acı Hayat Y: Orhan Aksoy, S: Fuat Özlüer, GY: Çetin Gürtop, YP: Erler F. (Türker İnanoğlu) -
Anneler Günü Y: Aram Gülyüz, S: Hamdi Değirmencioğlu, GY: Hüseyin Özşahin, YP: Er F. (Berker İnanoğlu) -
Bitirim Kardeşler Y: Zeki Ökten, S: Fuat Özlüer, Erdoğan Tünaş, GY: Çetin Gürtop, YP: Erler F. (Türker İnanoğlu) -
Bitirimler Sosyetede Y: Zeki Ökten, S: Fuat Özlüer, Erdoğan Tünaş, GY: Çetin Gürtop, YP: Erler F. (Türker İnanoğlu) -
Dağlar Kurbanı Y: Taner Oğuz, S: Aykut Düz, GY: Nihat Çifteoğlu, YP: Metin F. (Işık Toroman) - Ezo Gelin Y: Feyzi Tuna, S: Orhan Elmas, GY: Cahit >Engin, M: Abdullah Nail Bayşu, YP: Uğur F. (Memduh Ün)-
Kara Sevda Y: Orhanm Elmas, S: Seyfi Havaeri, GY: Erdoğan Engin, YP: Uyanık F. (Cemil Uyanık) -
Özleyiş Y: Aram Gülyüz, S: Hamdi Değirmencioğlu, GY: Hüseyin Özşahin, YP: Melek F. (Şahan Haki)
Vurgun Y: Zeki Ökten, S: Fuat Özlüer, Erdoğan Tünaş, GY: Çetin Gürtop, Metin Bükey, YP: Erler F. (Türker İnanoğlu)

1974
Almanyalı Yarim Y: Orhan Aksoy, S: Erdoğan Tünaş, Fuat Özlüer, GY: Çetin Gürtop, YP: Erler F. (Türker İnanoğlu) - Atını Seven Kovboy Y: Aram Gülyüz, S: Özdemir Birsel, GY: Muzaffer Turan, YP: Elvan F. (Özdemir Birsel) - Öpme Sev Y: Yılmaz Atadeniz, S: Suavi Sualp, GY: Sertaç Karan, YP: Metin F. (Işık Toroman)

1975
Acele Koca Aranıyor SY: Muzaffer Aslan, GY: Necati İlktaç, YP: Sine F. (Muzaffer Aslan) -
Bahtı Kara Yarim Y: Mehmet Bozkuş, S: Nuri Kırgeç, GY: İzzet Akay, YP: Osmanlı F. (Mehmet Karahafız) -
Deli Kız Y: Nejat Okçugil, S: Erdoğna Tünaş, GY: Y_Tunvay Ural, YP: İstanbul Ticaret (Nejat Okçugil) -
Evcilik Oyunu Y: Orhan Aksoy, S: Safa Önal. GY: Cahit Engin, YP: Erler F. (Türker İnanoğlu)
Sarı Necmiye / İt Adası SY: Yılmaz Atadeniz, GY: Sertaç Karan, YP: Özdoğan F. (Mehmet Bozdoğan) -
Trafik Cemal Y: Aykut Düz, Işık Toroman, S:Aykut Düz, GY: Sertaç Karan, YP: Metin F. (Işık Toroman) -
Zımbala Bilal (Her Yol Sana Helal) SY: Tancan Akın, GY: Yılmaz Ceylan, YP: Kayahan Arıkan

1976
Ah Bu Gençlik SY: Ertem Göreç, GY: Tuncay Ural, YP: Türk-İran Ortak Yapımı - Ah Dede Vah Dede Y: Nuri Akıncı, S: Recep Filiz, GY: Mükremin Şumlu, YP: Tuba F. (Nuri Akıncı) -
Bitmeyen Şarkı SY: Orhan Elmas, GY: Sertaç Karan, YP: Sezer F. (Berker İnanoğlu) -
Oldu Olacak Y: Müjdat Saylav, S: Suat Altındağ, GY: Mustafa Kuzu, YP: Bolat F. (Süleyman Bolat)

1977
Aslan Bacanak Y: Zeki Alaysa, S: Osman F. Seden, GY: Kaya Ererez, YP: Erman F. (Hürrem Erman) -
Babanın Evlatları Y: Natuk Baytan, S: Erdoğan Tünaş, Fuat Özlüer, GY: Çetin Gürtop, YP: Türk – İran Ortak Yapımı -
Bizim Kız Y: Türker İnanoğlu, S: Fuat Özlüer, Erdoğan Tünaş, GY: Çetin Gürtop, YP: Erler F. (Türker İnanoğlu) Eşref SY: Mehmet Aslan, GY: İzzet Akay, GY: Umut F. (Abdurrahman Keskiner) - Sihirli Gözlük SY: Alev Akakar. GY: Mehmet Özdemir, YP: Kader F. (Alev Akakar)

1978 Ayağında Kundura (Ceylan) SY: Oksal Pekmezoğlu, GY: Muzafer Turan, YP: Umut F. (Abdurrahman Keskiner) -
Fırçana Bayıldım Boyacı (Erkeklik Öldü Mü ağabeyler) SY: Ülkü Erakalın, GY: Salih Dikişçi, YP: Sarıkaya F. (Aziz Sarıkaya) -
İsmet Bu Ne Kısmet SY: Ülkü Erakalın, GY: Mükremin Şumlu, YP: Birlik F. (Müfit İlkiz) -
Kadınlar Hamamı SY: Ülkü Erakalın, GY: Mükremin Şumlu, YP: Esendağ F. (Sungur Esendağ) -
Köşeyi Dönen Adam Y: Atıf Yılmaz, S: Umur Bugay, Müjdat Gezen, GY: Hüseyin Özşahin, YP: Çiçek F. (Arif Keskiner) -
Sormagir Sokağı SY: Ülkü Erakalın, GY: Mükremin Şumlu, YP: Osmanlı F. (Mehmet Karahafız) -
Tatlı Sevgilim Kaymaklı Lokum Y: Aykut Düz, S: Aykut Düz, Hişmet Eldek, GY: Sertaç Karan, YP: Metin F. (Işık Toroman) -
Yara Y: Ülkü Erakalın, S. Nazmi Özer, GY: Kenan Kurt, YP: Emek F. (Nazmi Özer) Yengen SY: Ülkü Erakalın, GY: Mükremin Şumlu, YP: Detay F. (Mümtaz Alpaslan)

1979
Canikom Y: Orhan Aksoy, S: Erdoğan Tünaş, Fuat Özlüer, GY: Çetin Gürtop, YP: Erler F. (Türker İnanoğlu) -
Kenarın Kızları Y: Semih Evin, GY: Erdoğan Ererez, YP: Dal F. (Semih Servidal) - Yatak Hikayemiz SY: Ülkü Erakalın, GY: Mükremin Şumlu, YP: Osmanlı F. (Maehmet Karahafız)

1980
Beş Parasız Adam SY: Osman F. Seden, GY: Kenan Kurt, YP: Emek F. (Nazmi Özer) -
Çile Y: Remzi Jöntürk, S:Mehmet Aydın, GY: Kenan Kurt, YP: Kalkac-van F. (Deniz Kalkavan)

1981
Aşk Pınarı Y: Çetin İnanç, S: Recep Filiz, GY: Mükremin Şumlu, YP: Anıt F. (Mehmet Karahafız)
Hamaylı Boynundayım Y: Çetin İnanç, S: Recep Filiz, GY: Mükremin Şumlu, YP: Anıt F. (Mehmet Karahafız)
Kara Bahtım Y: Çetin İnanç, S: Recep Filiz, GY: Sedat Ülker, YP: Ce-Ba F. (Nihat Cerit) - Ölmeyen Arkadaşlık Y: Mehmet Dinler, S: Bülent Oran, GY:Soner sdaygılı)

1982 Bizim Mahalle Y: Çetin İnanç, S: Mehmet Aydın, GY: Sedat Ülker, YP: Hereke F. (Çetin Dağlar) – Buyurun Cümbüşe SY: Yavuz Yalınkılıç, GY: Kenan Kurt, YP: Objektif F. (Yavuz Yalınkılıç) - Soğukoluk SY: Müjdat Saylav, GY: Erdoğan Ererez, -
Şıngırdak Şadiye Y: Nuri Ergün, S: Vecdi Uygun, GY: Kenan Kurt, YP: Uygun Ajans (Erol Solak, Vecdi Uygun) -
Yürek Yarası Y: Orhan Elmas, S: Memduh Ün, GY:Gani Turanlı, YP: Uğur F. (Memduh Ün)

1983
Bir Zamanlar Kardeştiler Y: Hüsnü Çetiner, S: Mehmet Aydın, Tolgay Ziyal, GY: Hüseyin Özşahin, YP: Gökçen F. (Hüsnü Çetiner)
Can Kurban Y: Remzi A. Jöntürk, S: Vural Pakel, GY: Erhan Canan, YP: Barış Prod. (Vural Pakel)
Erkekçe SY: Çetin İnanç, GY: Sedat Ülker, YP: Anıt F. (Mehmet Karahafız) - Gırgıriyede Cümbüş Y: Temel Gürsu, S: Sadık Şendil, GY: Çetin Gürtop, YP: Erler F. (Türker İnanoğlu) -
damlık SY: Çetin İnanç, GY: Sedat Ülker, YP: Anıt Tic. (Mehmet Karahafız) - Yorgun Y: İbrahim Tatlıses, S: Mehmet Aydın, GY: Kaya Ererez, YP: Tezcan F. (Mahmut Tezcan)

1984
Fırtına Kemal SY: Cevat Okçugil, GY: Rafet Şiriner, M: Cengiz Tekin, YP: Rana F. (Erol Solak) - Gırgıriyede Büyük Seçim Y: Temel Gürsu, S: Erdoğan Tünaş, GY: Çetin Gürtop, YP: Erler F. (Türker İnanoğlu)
1985
Gazino Bülbülü Y: Engin Temizer, S: Aydemir Akbaş, GY: Erdoğan Ererez, YP: Burak F. (Sungur Esen, İbrahim Mertoğlu) -
Güllü Kız SY: Mümtaz Alpaslan, GY: Serdar Servidal, YP: Bosfor F. (Mehmet Tava) -
Sevgi Damlacıkları Y: Eser Zorlu, S: Yasemin Zorlu, GY: Şener Işık, YP: Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı ve Çocuk Esirgeme Kurumu Ortak yapımı
1986
Ağa Bacı SY: Semih Evin, GY: Abdullah Gürek, YP: Metro F. (Zeki Kafalı) - Ağlıyorsam Yaşıyorum Y: Mehmet Dinler, S: Ali Fuat Kalkan, Kamil Başaran, GY: Kenan Kurt, YP: Rana Yayınları (Erol Solak) -
Güldürme Beni Y: Ertem Göreç, S: İlhan Engin, GY: Abdullah Gürek, YP: Emek F. (Nazmi Özer) –
Korkusuz SY: Çetin İnanç, GY: Dinçer Önal, YP: Anıt F. (Mehmet Karahafız) - Kurtar Yarap SY: Oğuz Gözen, GY: Mükremin Şumlu, YP: Çığ F. (Oğuz Gözen) - Ölüm Vuruşu SY: Çetin İnanç, GY: Dinçer Önal, YP: Anıt F: (Mehmet Karahafız)
1987
Damga Y: Orhan Elmas, S: Safa Önal, GY: Rafet Şiriner, YP: Sezer F. (Sezer İnanoğlu) -
Günah Olmasa SY: Oğuz Gözen, GY: Mükremin Şumlu, YP: Burç F. (Fedai Öztürk) -
Oyunun Kuralı Y: Nejat Gürsoy, S: Ç. İzzet Özkya, GY: Ergun Özdemir, YP: Eser F. (Ercan İğne)
1988
Ah Bir Çocuk Olsaydım Y: Melih Gülgen, S: Safa Önal, GY: Serdar Servidal, YP: Gülgen F. (Melih Gülgen) –
Dilekçe SY: Aydemir Akbaş, GY: Ali Nuri Utku, YP: Hayat F. (Şevki Tosunoğlı) - Toprağın Gücü SY: Nejat Saydam, GY: Soner Saygılı, YP: Kulis F. (Halil Can)
1989
Aşkın Sonu SY: Oğuz Gözen, GY: Mükremin Şumlu, YP: Aksu F. (Mehmet Aksu) - Canımdan Can İste Y: Cevat Okçugil, S: Cevat Okçugil, Gazanfer Dirlik, GY: Ferhat Bakır, YP: Yaşam F. (Gazanfer Dirlik)
1990
Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni SY: Yavuz Turgul, GY: Orhan Oğuz, YP: Erler F. (Türker İnanoğlu) -
Beni Mi Buldun SY: Alev Akakar, GY: Erhan X_Canan, YP: Can F. (Metin Devrim) - Kiraz Çiçek Açıyor Y: Yaşar Seriner, S: Macit Koper, GY: Erdoğan Engin, YP: Emek F. (Nazmi Özer)
1992
Çıplak Y: Ali Özgentürk, S: Ali Özgentürk, Sadık Karlı, GY: Vilko Filac, M: Bach. YP: Asya F. (Ali Özgentürk) Türk-Fransız Yunanistan Ortak Yapımı
1993
İnsanca Sevmek SY: Mehmet Ezici, GY: Orhan Gök, YP: Burç F. (Fedai Öztürk)
1994
Ateş Sönüyor SY: Mehmet Samsa, GY: Ahmet Demir, YP: Umut F. (Abdurrahman Keskiner) -
Beklenmeyen Misafir SY: Oğuz Gözen, GY: Mükremin Şumlu, YP: Aksu F. (Mehmet Aksu) Deliler Kudurunca Y: Nejat Gürsoy, S: Gani Şavata, GY: Hüseyin Ererez, YP: İslah ve Özka F. -
Dönüş Y: Nejat Gürsoy, S: Samim Meriç, GY: Şener Işık, YP: Sine F. (Tayfun Oğuz) -
İki Küçük Yaramaz SY: Fikret Uçak, GY: Ahmet Demir, YP: Özbay Ticaret (Mustafa Özbay)
İkimiz De Sevmiştik SY: Nejat Saydam, GY: Ali Uğur, YP: Pelit F. (Hidayet Pelit) O Günden Sonra SY: Oğuz Gözen, GY: Mükremin Şumlu, YP: At-rjan F. (Halit Arkın) - Ölüm Peşimizde SY: Mehmet Samsa, GY: Ahmet Demir, YP: Umut F. (Abdurrahman Keskiner) - Sarhoş SY: Sırrı Gültekin, GY: Dinçer Önal, YP: Burç F. (Fedai Öztürk) - Sevmek Seninle Güzel Y: Yevfik Polam, S: Nejat Saydam, GY: Ahmer Demir, YP: Sine F. (Tayfun Oğuz)
1996
Badyguard SY: Yavuz Yalınkılıç, GY: Dinçer Önal, YP: A F. (Ali Şakar)
Leş Kargaları SY: Yavuz Yalınkılıç, GY: Dinçşer Önal, YP: A F. (Ali Şakar) - Zehirli Çiçek SY: Tevfik Polam, GY: Dinçer Önal, YP: Sinema . (Mehmet Güler)
1997
Bitmeyen Bekleyiş Y: Oğuz Gözen, S: Nadire Zeybel, GY: Cabbar Yıldız, M: Arif Şentürk, YP: As F. (Mehmet Aksu) Acımak (TV) 1985
Sami Hazinses'e M. Ali Yılmaz desteği
12 Mart 1999 Akşam Gazetesi

Mehmet Ali Yılmaz, ekranda yardım sözü verdiği emektar sanatçı Sami Hazinses'in tüm ihtiyaçlarını ömrünün sonuna kadar karşılayacağını söyledi

Türk Sineması'nın emektar oyuncusu Sami Hazinses'e canlı yayında yardım sözü veren Mehmet Ali Yılmaz, sözünü yerine getirdi. Sahibi bulunduğu TEK-ART HOLDİNG Merkezi'nde Sami Hazinses'i onur konuğu olarak ağırlayan Yılmaz, 'Sanatçıya bir de ev satın alacağını' açıklayıp. Ömür boyu sürecek olan maaşının ilk bölümünü alkışlar arasında Hazinses'e sundu.

Usta sanatçı Sami Hazinses geçtiğimiz hafta yayınlanan A Takımı Programı'na sürpriz bir şekilde katılarak stüdyoda ve ekran başında bulunanları ağlatmıştı. Son derece güç koşullaraltında bir yaşam sürdüren emektar oyuncunun bu hali herkesin duygulanmasına neden olmuştu. Stüdyo konuklarından Ahu Tuğba ve Romalı Perihan'ın Sami Hazinses'e yardım edilmesi çağrısı kısa zamanda etkisini göstermiş, yayına telefonla bağlanan Trabzonspor Kulübü Başkanı Mehmet Ali Yılmaz sanatçıya ömür boyu yardım sözü vermişti.

Mehmet Ali Yılmaz verdiği sözü hemen hayata geçirmek için yayının ertesi yardımcılarına talimat verdi. Basın danışmanı Ender Asman yönetiminde bir ekip hemen Sami Hazinses'le temasa geçerek, onun önce doktor kontrolundan geçirilmesi ve gereken tedavisinin yapılmasını planladı. Bu arada emektar oyuncunun acil ihtiyaçları hemen karşılandı. En güzel kıyafetlerle donatılan Sami Baba daha sonra Tek-Art Holding'e ait bir araçla şeref konuğu olarak işyeri merkezine götürüldü. Burada Mehmet Ali Yılmaz tarafından kapıda karşılanan Hazinses'in bu buluşmadan oldukça duygulandığı görüldü.

Mehmet Ali Yılmaz'ın makam odasında başlayan sohbet bir süre sonra Hazinses onuruna verilen bir mini partiye dönüştü. Üzerinde adının yazılı olduğu bir pastayı keserken çocuklar gibi heyecanlanan emektar oyuncunun o anki coşkusu görülmeye değerdi. Sadece Akşam Objektifinin tespit ettiği görüntülerden anlaşılacağı gibi bir duygu fırtınası yaşanıyordu.

Mehmet Ali Yılmaz ünlü sanatçı için anlamlı bir konuşma da yaparak şunları söyledi:

'Bu insanlarımız, bu değerlerimiz ne yazık ki hak ettikleri yaşantıyı sürdüremiyorlar. Sosyal güvenceleri çok az. Bizlerin... Yani Sami Hazinses'leri seyrederek büyüyen, onlardan çok şeyler öğrenen insanların görevi dar günlerinde onlara kucak açmak, kol kanat germektir. Sami Bey'i bundan böyle ailemizden sayıyoruz. Onun sağlıklı, konforlu bir yaşam sürmesi için elimizden geleni yapacağız. Kendisi ömür boyunca 'sigortalımızdır'.

Şimdi şöyle iki odalı, müstakil bir ev alacağız ona. Başı rahat olsun, kira köşelerinde kalmasın.'

EVLENMEK İSTİYOR

İlerlemiş yaşına ve elverişsiz sağlık durumuna karşın alışılmış neş'esinden bir şey kaybetmeyen Sami Hazinses ise Yılmaz'ın bu anlamlı jesti karşısında çok sevindiğini belirtip: 'Bir bestemde, Dinleyin beni ey dağlar. Ses verin bu yaralıya demiştim. İşte dağ gibi bir adam çıktı ve ses verdi. Allah ondan razı olsun. Her işimi halletti. Bir de gönlüme uygun hayat arkadaşı bulup evlenirsem hayat cennet olur bana' diye konuşunca orada bulunanlar kahkahayı bastı.

TAAHÜTLERİ: SAYIN SAMİ HAZİNSES

- SAYIN SAMİ HAZİNSES'İN 01 ARALIK 1999 TARİHİNDEN İTİBAREN TÜM MASRAFLARI ÖLÜNCEYE KADAR TARAFIMDAN KARŞILANACAKTIR.

- BU ANLAMDA, KENDİSİNE VAKIFBANK'TA AÇMIŞ OLDUĞUMUZ 0015 8003 1672 5959 9 NUMARALI BANKOMAT HESABINA, HER AY DÜZENLİ OLARAK MAAŞI YATACAKTIR. SAMİ BEY'İN KARTI HENÜZ BASIMDA OLDUĞU İÇİN, BU AYKİ MAAŞINI NAKİT OLARAK TAKDİM EDİYORUM.

- KENDİSİNE EN KISA SÜREDE İKİ ODALI BİR EV TAHSİS EDİLECEKTİR.

“Ermeni Hemşerilerimi Ararken”

Aklına birden bire en yakın arkadaşı Danyal Topatan geldi Sami Hazinses’in. Onun yapayalnız ve açlık icinde öldüğünü söyledi. ‘Cenazesi bile bomboştu, nasıl da üzülmüştüm, bu vefasızlığa cok kahroluyorum. Olur mu, böyle şey olur mu? Biz kimiz, vatan haini miyiz?’ (Nebil Özgentürk, 5 Ekim 1995, Sabah)

” Ne kadar sitemkar olursa olsun, Türkiye’de Müslüman çoğunluktan hangi sanatçının aklına gelir, kendini vatan haini ile karşılaştırmak? Ermeniliği söz konusu edilmeyince yukardaki paragrafta eserekli biri gibi görünen Hazinses, Ermeni olarak doğdu, öldüğünde de Ermeni’ydi. Arada ise aramızda yaşadı, benim gibi 60’larda doğanların iyi bildiği, bildiklerini sandığı “Türk sinemasının emektarları ndan biri olarak: Vahi (Vahe) Öz gibi, Kenan Pars (Kirkor Cezveciyan) gibi, Danyal (Danyel) Topatan gibi. Sami Hazinses (Samuel Uluc)...
Bu insanlar kendilerini araziye uydurmasa ne olur? Örnegi var: Ayhan Işık’ın ölümünden sonra gazeteye “Nubar amcan“ imzalı ilan verince, sen kim oluyor da bir Türk’ün amcası oluyorsun diye hakarete uğrayan, küçük rollerin büyük oyuncusu Nubar Terziyan’in yaşadığı, örneklerden biri.
1968’de Taksim İlkokulu’na gittiğimde, babam da Mis Sokağı’nda kıraathane çalıştırıyordu, taksisi kahvenin önünde durur, müşteri çıkınca şoförlük de yapardı. Birlikte dükkanını sıkça ziyaret ettiğimiz, çok sevdiği bir arkadaşı vardı; terzi Agop. Dükkanı hemen İstiklal Caddesi üzerinde, Mis Sokağı ile Bekar Sokak arasında bir yerde, sanırım ikinci katta. İkinci kat ama yüksek, çünkü eski Beyoğlu binalarından. Babama hatırlattığımda, coşkuyla sözümü kesti : - Zamanın meşhur artisti Sami Hazinses de oraya gelirdi, seni çok severdi hatırlarsın herhalde.
Galiba, bilmiyorum. Babama terzi Agop’u arayabileceğimi söyledim.
Yıllar önce izini kaybetmiş, aman ne olur, bulursam kendisine haber vereymişim, onu Bulmayı çok istermiş. Ben gazeteci olduğuma göre Sami Hazinses’i bulabilir, onun aracılığıyla da terzi Agop’a ulaşabilirmişim belki. Hem Hazinses de Diyarbakırlı Ermenilerden miş.

Evet, Sami Hazinses’i bulmam zor olmadı. ÇASOD, SODER derken bir kaç telefonla bir günde buldum ve hemen o gün (15 Aralık 1994) görüşebildim kendisiyle. Görüşmeye istekli değildi. Yakındayım, hemen geliyorum, deyip, nasılsa adresi bende olduğundan, itirazını uzun etmesine fırsat vermeden vardım yanına, telefon ettiğim kahveye.
Terzi Agop’tan söz açtığımda soğukluğunun yerini gerginlik aldı:
- Niye arıyorsun, ne yazacaksın?” Diyarbakırlı bir gazeteciyim ya, Ermeni hemşehrilerimle görüşmeler yapmak istiyorum. Bu bakımdan sizden de röportaj rica edeceğim.
- Ermeni olduğumu kim söyledi!?”

Babam, diye cevapladığım halde görüşmemiz boyunca durup durup bu soruyu tekrarladı aynı kızgınlıkla.
- Ermeni olmayla ilgili konuşmak istemiyor sunuz? Katiyyen!
Yani Ermeni olduğunuzun bilinmesini istemiyorsunuz?
ermeni olduğumu kim söyledi?”
Peki, kendinizle ilgili konuşmak istemiyorsanız, bırakalım bunu. Terzi Agop’tan haberiniz var mi? Nerede simdi o, ne yapıyor?
“Amerika’da. Yazları gelir. Beni görmeye gelir.” - Ermeni olduğu için rahat edemedi de mi gitti? - Senin maksadın ne? Niye karıştırıyorsun bunları!” Bunları söylerken, elini de sivri uçlu bir aletle bir yerleri karıştırıyormuşum gibi birhareket de yapıyor. Yani bana, hani dış mihrakların kışkırtmasıyla kurumuş boku karıştırıp kokusunu çıkartmak gibi pis bir iş yapmaya çalışan birisin, der gibi. Sinir küpü, öfkeli; hiç filmlerdeki gibi değil şu an. Devam ediyor: - “Bak Atatürk ne demis, ne mutlu Türküm diyene”.
- Hayır, bence sadece “ne mutlu Türküm diyene“ olmaz, ne mutlu Kürdüm diyene, Ermeniyim diyene...
Daha devam edecektim ama yüzünün ifadesinin tamamen değiştiğini, gülümsediğini görünce kestim.
- Sen iyi bir kızsın, bunlarla uğraşma, sana zarar gelir.”
Diyaloğun imkansızlığı burada işte... Türkiye’de bir Ermeni ile Türk ne kadar konuşabilirler ki?..
Ben etnik kimlikleri, bunların getirdikleri hakkında konuşmak istiyorum ama kendini “etnik olarak Diyarbakırlı” hissediyor sanki. Sanatçı yanına ilişkin konuştuğumda dili çözüldü. Öyle ki, bana kendi uydurduğu fıkralari anlattı peş peşe,
Bu arada bana sayısız çay ısmarladı. Çok parasız olduğu belli, onun ödemesini istemiyorum ama nafile, engel olamıyorum. Benimle kavga eder gibi başlayan bu ilk görüşmemiz dostça son buldu, kahvenin kapısına kadar geçirdi beni. Yine gelirim, dedim. İçimden de, Ne hazin bir görüşme oldu, Hazinses’le görüşmem, dedim gazeteci gazeteci.
Nerdeyse beş ay sonra (4 Mayıs 1995) Sami Hazinses’i görmeye ikinci kez ayni kahveye gittiğimde, Ahududu Sokak, Numara 30/A’da yoktu. İlk görüşmemizde onu yaşlı, yorgun, bakımsız, yalnız; yaşama sevincini de eksik bulduğum için, alacağım cevaptan korkarak sordum. Karşı köşedeki bilardo salonuna gidiyormuş artık. Bilardo salonundan çıkmakta olan biri, “Ben de gidiyorum ama bir haftadır yok” dedi.
Niye yok, meraklandım. Ama adam benden daha meraklı: Hayırdır? Niye aörüyor muşum onu? Nerden tanıyormuşum, ben nereliymişim? Kendisi ses sanatçısı Ali Ersöz’müs, Diyarbakır’da Dilan sinemasında söylemiş, nasıl, oraları biliyormuş değil mi. Silvan’dan buraya niye gelmişim peki, ne arıyormuşum? Kendisi Kütahyalıymış, adı lazım değil, bir kazasından.
Kütahyali ses sanatçısı beni Gazeteci Erol Dernek Sokak’taki bir kahveye götürdü, camdan içeri baktı, “Evet, Hazinses orda, işte bak, oturuyor”.
Kahve dolu. Oturduğu masada bir adam daha var ama belli ki yer yokluğundan yan yanalar; ikisi de o anda masada tek başlarına oturuyorlarmış gibi. Konuşmuyor, birbirleriyle hiç ilgilenmiyorlar. Ne yapıyorlar? Hiç; sigara içiyorlar. Sami Hazinses beni görünce yanına gidene kadar gözünü benden ayırmıyor ama tanıdığına dair hiç bir işaret yok. Yüzünün ifadesi değişmiyor. O ifade ki, yine acıklı; yalnız. ocaman kocaman açık gözlerindeki ise, korku sanki... Merhabama cevabını duyamadım. Cevap verdi mi ki?.. Zamanında çok içmiş, bundan dolayı hastalanmış, şimdi 70 yaşlarında olan bu yaşlı adam, belki de unuttu beni.
- Beni hatırladınız mı?
- Bu kadar zamandır niye gelmedin?“
Oh nihayet ağzını açıp bir şeyler söyledi. Ama bak yine acıklı bir filmin içine düşüyoruz o böyle sitemli konusunca.
- İşim çoktu.
- Demek işin çok?“
- Yaa. Burası kalabalık, bir yere gidip yemek yesek? Yakınlarda arkadaşımın bir yeri var.
- Sen ye, gel.“
- Birlikte gidelim, konuşuruz, bir şeyler içersiniz.
- Gelmem.“
Konuşmakta ısrar etmesem, saatlerce öyle suskun karşılıklı oturabiliriz. - Sizinle konuşmak istiyorum. Zamanınız varsa biraz dışarıya çıksak?
İşte, meğer sihirli kelimeyi bulmuşum: “zamanınız varsa“... Aslında böyle bomboş oturan birine ancak alay etmek için söylenebilecek bir söz, ama nasılsa, yerini buldu. Evet, zamanım yok.“ Peki, şimdilik hoşçakalın. 3’te burda olacaksınız değil mi? Evet.“
Benim ona, nasılsınız demediğim gibi, o da bana güle güle demiyor.

***
Üçe beş kala aynı kahveye gittiğimde kapıdan içeri girmiyorum bile. Çünkü paltosunu giymiş, gözü kapıda. Beni görür görmez, davranıyor, çıkıyor. Bir aşığa benzetiyorum halini. Onu arkadaşımın yerine götürmeyi kafama koymuşum ya, önerimi tekrarlıyorum, orda bir şeyler içeriz. Rakı da var. Rakı icmem!
Pek sert söyledi; tamam, tamam. Zaten ben de içkili bir adamla konuşmayı tercih etmem ki. İçiyordur diye düşündüğümdendi, içmiyorsa bu daha iyi. Bu sefer, nasılsınız falan diyorum. O konuşmayınca ben de susuyorum; bakalım nereye kadar. Küçük, ağır ama emin adımlarla yürüdüğü için beni götürmek istediği bir yer var herhalde diye, onun tutturduğu istikamette yanında yürüyorum, sessiz. Hava çok soğuk, değil mi? Bak böyle havadan sudan konuşmaya itirazı yok işte:
- Çok rüzgar var, hava ısınmıyor, bu ne soğuktur“...
Onun bulunduğu mekanlar silme erkeklerin olduğu yerler; kahve, bilardo salonu. Bu yüzden belki de Taksim’deki Borsa’ya gidiyoruz. Ya da gençler böyle yerleri sever deyip, beni de gençlerden sayıp buraya getirdi, kimbilir. Konuşmuyor ki bileyim. Neyse, bu sefer içecekleri ısmarlama konusunda baskın çıkıyorum. O kahve, ben çay.
Ona getirdiğim kitabi veriyorum. Ermeni hemşehrimiz Mıgırdıc Margosyan’in “Söyle Margos Nerelisen” ini. Ön ve arka kapağı uzun uzun inceliyor. Belki de boş boş bakıyor deyip, içerde fotoğrafın olduğu sayfayı açıyorum. Yine uzun uzun inceliyor, okuyor galiba. Evet, nitekim sayfadaki “Antranik” adını tekrarlıyor, tanıdığını ima ediyor. Karşısındaki yerimden kalkıp yanına geçiyorum. Kitabın Tasci Zifkar’dan, yani babasından söz edilen sayfasını açıyorum. Okumamı ister misiniz? İsterim.
Gürültülü yerde insan yanındakine kitap okur mu, okursa sesini duyurur mu. Tasci Zifkar’ın mayasının ilk dizesini okuduğumda ikincisini koro halinde söylüyoruz:
„Altun yüzük barmağımda tuç olur!“
Tasci Zifkar’in cocukları Viktorya, Samo (yani kendisi!) ve Niso’yla ilgili cümleyi okuduğumda elini yumruk yapıp ağzına götürüyor, gözlerime diktiği gözlerindeki dehşet mi? Bana güvenmemekte ısrar edişinden, aleyhine delil vermek istemezcesine hiç konuşmayıp gözleriyle her şeyi anlamamı beklemesinden biraz da bıktığımdan okumayı kesip, haince gülümsüyorum. Hadi bakalım ben de gözlerimle konuşuyorum;
- önce kim agzini açacak? Sen büyük bir casussun.“
Gülüyorum. Evet, casusum, biz hemşehriyiz. Okumaya devam edeyim mi? Oku, oku.
İki sayfa okuyup bırakıyorum.
- Bu Niso nerde şimdi?
- Niso annesi ve babasıyla Beyrut’a gitti. Annesi babası ölmüştür artık. Niso ölmemiştir herhalde.“
Bak bak sanki komşularından söz ediyor. O da “Niso“nun gerçek adını söylemiyor. Kriminal tango filmimiz sürmekte. Oyunu bozmuyorum:
- Niso Beyrut’tan sonra baska bir yere gitmis olmasin?
- Hayır, gitmedi.“
Yine bir önceki görüşmemizde olduğu gibi eski gazete kupürlerini ve bir de MESAM üyelerinin listesinin olduğu broşürü gösteriyor. Kendi adının geçtiği yeri çarpıyla işaretlemiş. Diyarbakır’da Celal Güzelses ona kürdili hicazkar gazel okumasını söylemiş, okumuş, Celal Güzelses ona “aferin” demiş.
Konu bana dönüyor, ailem neredeymiş, kimmiş. Neyi öğrenmek istediğini anlıyorum: - Biz ‘dacık’ız, Ermeni değiliz.
Kitaptaki kendi resmini gösterip,
- Bu adam hay midir?
Benimle bu dilde konuşması iyiye işaret. Evet, haydır. Damdan düşer gibi devam ediyor:
- Viktorya benim kardeşimdir. Çocuğunu doğurduktan sonra öldü. Kocası başka kadın aldı. Oğlu şimdi Hollanda’da. - Adı ne?
Yumruğunu dizine vuruyor, neydi adı, neydi, neydi... Yok, hatırlamıyor. Ama kendisini çağırıyormuş Hollanda’ya, buraya gel, diyormuş. Giderseniz orda dil bilmeyince hayat zor, diyorum. “Ama özgürlük var“ diye cevap verirken parmaklarıyla para işareti yapıyor.
”Esas adi ne?” diye sorduğunda eli hala kitapta, fotoğrafın üstünde olduğundan yazarı soruyor sanıyorum: Esas adi bu; Mıgırdıç Margosyan.
- Hayir, senin esas adın ne?“
Benim baska adim yok; Yelda. Yok sen dacık değilsin.“
Madem ısrar ediyor, beni ancak böyle yakın buluyor, peki: Çok eskilerimizi bilmem; olabilir. Yalan da değil hani...
- Yarin aynı saatte, aynı yere gel.
Filmin arkası yarın demek ki. Ama ben yoruluyorum.
- Ayrılalı ne kadar oldu?“
Konuşmalarımız hep dağınık ve kesik kesik olduğundan ve bir süre önce medeni halim üzerine sorularına cevap vermiş olduğumdan, oğlum 4 yaşındayken ayrıldık, diyorum. Yok, hayır onu sormuyormuş, ben ona gitmeyeli çok olmuş değil mi?.. Arsız sevimliliğimle hayatında bir yer açmışım demek ki kendime. Beklemiş demek. Terkedilmiş gibi olmuş. ***

Bana duyduğu güvene güvenerek, artık doğrudan takır takır soruyorum, cevaplarını ses bandına kaydederken (İstanbul’daki Ermenilerle ilişkisi olmadığı, kimi kimsesi olmadığı icin öldüğünde de Müslüman varsayılırsa, Ermeni mezarlığına gömülmek istediğini belirttiği belge bulunsun diye bu kez):
Samuel Uluç neden Sami Hazinses olmak için mahkeme kapılarına gitti? Neden Samuel’in bilinmesini istemiyor?
- Eski sempati kalmıyor. Onun için istemiyorum.
Yazma bunları. Öleyim, ondan sonra. Öldükten sonra yaz, şimdi boş ver.“
23 Ağustos 2002’de vefat ettiğinde cenazesine gidemezdim, son uykusuna Kadiköy Surp Takavor Kilisesi’nden gittiğini internet gazetelerinden öğrendim. Belki bir gün onu yine ziyaret edebilirim.Ve derim ki: Aramızdayken Ermeniliğini gizlemeni hak etmiştik biz, çok haklıydın, dediğin gibi oldu, Ermeniliğin öğrenildiğinde kimilerinin nezdinde eski sempatin kalmadı, „ (Berlin, 17 Haziran 2003 Yelda)
Derdimi kimlere döksem
28 Kasım 2001 Savaş Ay Akşam Gazetesi
“Derdimi kimlere döksem. Başım alıp nere gitsem?
Bu aşk beni öldürecek. Candan mı yardan mı geçsem?
Aaah aaaah yanıyorum. Vaah vah vaah yanıyorum.
Vallahi çok seviyorum. Billahi çok seviyorum...”
Bu bir Sami Hazinses şarkısı. Evet yanlış okumadınız. Türk Sineması'nın ünlü komedyeni Sami Hazinses bir de bu ve buna benzer pek çok şarkının bestecisi. Bu usta oyuncu şimdi yine bir hastane köşesinde. Geçen hafta düşüp kalça kemiğini kırmış çünkü. Önce polisler sahip çıkıp ilgilenmişler ve SSK'ya kaldırmışlar. Orada ameliyatı için 10 gün sonraya gün verilince manevi oğlu Mehmet, Bakırköy Belediye Başkanı Ahmet Bahadırlı'nın da yardımıyla Özel İncirli Hastanesi'ne nakletmiş.
KUZU KUZU
Ameliyatla protez bir kalça kemiği takılmış Sami Baba'ya. Yaşlılığın verdiği demans sorunu (geçici bilinç kaybı) da olduğu için bakımı çok zor bir hasta Hazinses. Kendine geldiğinde bile çok agresif davranışlar sergiliyormuş. Doktorlara, hemşirelere ve yakınındakilere küfürler, hakaretler yağdırabiliyormuş. Sonra yine kuzu gibi oluyormuş şükür ki. Ellerini yatağa bağlamak zorunda kalmışlar. Çünkü kızdığı zaman serum hortumunu parçalıyormuş.

VEFA BOZACI MI?..
Bugüne dek. Yani 4 gündür gele gele BASAT Başkanı (Bakırköylü Sanatçılar Derneği) Üstün Asutay gelmiş bir tek ziyaretine. Yeşilçam'ın vefasızlığı bu işte. Şimdi tam 3 milyar lira borcu olmuş hastaneye koca sanatçının. Bunu kim ödeyecek belli bile değil. Kültür Bakanı'mızı ve Sinema Meslek Kuruluşlarını uyarıyorum. Lütfen Sami Baba'ya sahip çıkın. Sami Hazinses'e yardım teklifi yağdı
29 Kasım 2001 Akşam Gazetesi (Savaş Ay)
Dün bu köşeden çağrı yapıp; ne olur Sami Hazinses'e sahip çıkın çağrısında bulunmuştuk ya. Allah razı olsun ki çok sayıda olumlu yanıt geldi çağrımıza. Ta Antakya'dan, İskenderun'dan, Eskişehir, Rize ve Bursa'lardan arayanlar oldu. Hepsi de ellerinden geleni yapacaklarını söyleyen yardımsever ve vefalı yurttaşlarımızdı. Lakin Bakırköy Belediye Başkanı Ahmet Bahadırlı elini atik tuttu. Ve herkesten önce fırlayıp gitti hastaneye. Sami Baba'nın her türlü ödemesini halletti.

KORKULUKLAR KORKUYOR GALİBA?
Burada hastane yönetiminin de özverili tavrına bir teşekkür gerekiyor. Çünkü onlar da hesabı olabildiğince indirimli çıkarmışlar. Şimdi Hazinses hastaneden taburcu olacak ve Bakırköy Şevkat Evi'ne yatırılacak. Başkan Bahadırlı diyor ki 'Orada 10-15 gün istirahat etsin. Sonra isterse evine gider. Ya da hayat boyu burada bizimle kalabilir.'
Dikkatimi çeken vatandaşların bile bu denli duyarlı davrandığı konuya sanatçıların korkuluk kadrosuyla yaklaşması. Hele sinemacılardan en ufak bir haber bile çıkmadı bu konuda. Ne diyelim? Kader utansın...

HAZİNSES’in Ardından “Basın”

Sami Hazinses öldü (Hürriyet Gazetesi 23 Ağustos 2002 )

Türk sinemasının emektar aktörlerinden Sami Hazinses, tedavi gördüğü Haydarpaşa Numune Hastanesi'nde kalp yetmezliği sonucu öldü.
Göztepe Semiha Şakir Huzurevi'nde kalan Sami Hazinses, şeker ve tansiyon ile bunlara bağlı rahatsızlıklar nedeniyle sağlık durumunun ağırlaşması üzerine bu sabah Haydarpaşa Numune Hastanesi'ne kaldırıldı. Hastanenin Yoğun Bakım Servisi'nde tedavi altına alınan Hazinses, akşam saatlerinde kalp yetmezliği sonucu vefat etti.
Bir süredir rahatsız olan Hazinses'in, son 1 aydır huzurevinden hastaneye götürülerek, günlük olarak tedavisinin yapıldığı bildirildi.

YÜZLERCE FİLMDE ROL ALDI
1925 yılında Diyarbakır'da doğan Sami Hazinses, ilkokuldan sonra çalışmak için İstanbul'a geldi. Çeşitli işler yapan Hazinses, 1953 yılında Mahir Canova'nın yönettiği, Cüneyt Gökçer, Altan Karındaş, Atıf Kaptan ve Muhterem Nur'un oynadıkları "Kara Davut" filminde küçük bir rolle sinema oyunculuğuna başladı.
Sonraki yıllarda çevirdiği filmlerle rolleri büyüyen Hazinses, Türk sinemasının unutulmaz komedi sanatçıları arasına girmeyi başardı.
Hazinses, komedi oyunculuğunun yanında, bazı filmlerde de dram oynadı. Hazinses, oyunculuğunun yanı sıra güfte ve beste çalışmaları da yaptı.

Sanatçının, "Bir Dilbere Müpteladır Deli Gönlüm" adlı eserini Zeki Müren, "Derdimi Kimlere Desem" adlı eserini Sevim Tanürek ve "Yeter Ağlatma Beni" adlı eserini de Müslüm Gürses seslendirdi.

Hazinses, 1960 yılında, Metin Erksan yönetiminde Sezer Sezin, Kenan Pars ve Erol Taş ile "Şoför Nebahat" filminde oynadı ve o yıllarda çok sevilen aynı isimli şarkıyı besteledi.
Sinemacıların bu yönünü de keşfetmesi üzerine Sami Hazinses, çeşitli filmlere müzik yaptı. Hazinses, bine yakın filmde unutulmaz kompozisyonlara imza attı.
Hiç evlenmeyen sanatçı, 1980 yılında emekli oldu. 2000 yılında Türk sinemasına katkılarından dolayı Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) tarafından "Onur Ödülü"ne layık görüldü.


Sami Hazinses'i kaybettik
23 Ağustos 2002 Radikal Gazetesi
Yeşilçam'ın emaktar oyuncularından Sami Hazinses, tedavi gördüğü hastanede kalp yetmezliği sonucu vefat etti.
Göztepe Semiha Şakir Huzurevi'nde kalan Hazinses, şeker ve tansiyonla bunlara bağlı rahatsızlıklar nedeniyle sağlık durumunun ağırlaşması üzerine bu sabah Haydarpaşa Numune Hastanesi'ne kaldırıldı. Hastanenin Yoğun Bakım Servisi'nde tedavi altına alınan Hazinses, akşam saatlerinde kalp yetmezliği sonucu hayata veda etti.
Bir süredir rahatsız olan Hazinses'in, son 1 aydır huzurevinden hastaneye götürülerek, günlük olarak tedavisinin yapıldığı bildirildi.

"ŞÖFÖR NEBAHAT"IN DA BESTECİSİYDİ

1925'te Diyarbakır'da doğan Sami Hazinses, ilkokuldan sonra çalışmak için İstanbul'a geldi. Çeşitli işler yapan Hazinses, 1953'te Mahir Canova'nın yönettiği, Cüneyt Gökçer, Altan Karındaş, Atıf Kaptan ve Muhterem Nur'un oynadıkları 'Kara Davut' filminde küçük bir rolle sinema oyunculuğuna başladı.

Sonraki yıllarda çevirdiği filmlerle rolleri büyüyen Hazinses, Türk sinemasının unutulmaz komedi sanatçıları arasına girmeyi başardı. Hazinses, komedi oyunculuğunun yanında, bazı filmlerde de dram oynadı.

Hazinses, oyunculuğunun yanı sıra güfte ve beste çalışmaları da yaptı. Sanatçının, 'Bir Dilbere Müpteladır Deli Gönlüm' adlı eserini Zeki Müren, 'Derdimi Kimlere Desem' adlı eserini Sevim Tanürek ve 'Yeter Ağlatma Beni' adlı eserini de Müslüm Gürses seslendirdi.

Hazinses, 1960 yılında, Metin Erksan yönetiminde Sezer Sezin, Kenan Pars ve Erol Taş ile 'Şoför Nebahat' filminde oynadı ve o yıllarda çok sevilen aynı isimli şarkıyı besteledi.
Sinemacıların bu yönünü de keşfetmesi üzerine Sami Hazinses, çeşitli filmlere müzik yaptı. Hazinses, bine yakın filmde unutulmaz kompozisyonlara imza attı.

Hiç evlenmeyen sanatçı, 1980'de emekli oldu. 2000 yılında Türk sinemasına katkılarından dolayı Sinema Yazarları Derneği (SİYAD tarafından 'Onur Ödülü'ne layık görüldü.


Sami Hazinses vefat etti
24 Ağustos 2002 Akşam Gazetesi
Sinema sanatçısı, güfteci ve besteci Sami Hazinses, kalp yetmezliği sonucu vefat etti. Göztepe Semiha Şakir Huzurevi'nde kalan Sami Hazinses, şeker ve tansiyon ile bunlara bağlı rahatsızlıklar nedeniyle sağlık durumunun ağırlaşması üzerine dün sabah Haydarpaşa Numune Hastanesi'ne kaldırıldı. Yoğun Bakım Servisi'nde tedavi altına alınan Hazinses, akşam saatlerinde kalp yetmezliği sonucu vefat etti.

Hazinses kimdir?

1925 yılında Diyarbakır'da doğan Sami Hazinses, ilkokuldan sonra çalışmak için İstanbul'a geldi. Çeşitli işler yapan Hazinses, 1953 yılında Mahir Canova'nın yönettiği, Cüneyt Gökçer, Altan Karındaş, Atıf Kaptan ve Muhterem Nur'un oynadıkları 'Kara Davut' filminde küçük bir rolle sinema oyunculuğuna başladı. Sonraki yıllarda çevirdiği filmlerle rolleri büyüyen Hazinses, yeteneğiyle Yeşilçam'ın unutulmaz komedi sanatçıları arasına girmeyi başardı. Hazinses, oyunculuğunun yanı sıra güfte ve beste çalışmaları da yaptı.

Hazinses sustu

24 Ağustos 2002 Radikal Gazetesi
Aile komedileri ve dramlarla, unutulmaz karakter oyuncuları arasına giren Sami Hazinses öldü. Hazinses son yıllarında Yeşilçam'ın hüzünlü hikâyelerinden birinin başrolündeydi
İSTANBUL - Hüzünlü yüzüyle Türk sinemasının simgelerinden biri olan Sami Hazinses artık sadece hatıralarda yaşayacak. Hazinses, kalp yetmezliği nedeniyle tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Yeşilçam'ın en üretken döneminde aile komedilerinde ve dramlarda karakter oyuncusu olarak sayısız filmde rol alan Hazinses, son yıllarda hazinli bir yaşamın başrol oyuncusu olarak sık sık gündeme gelmişti. Yeşilçam'ın parlak yıllarından sonra, yaşlılık döneminde fakirlik, kimsesizlik ve hastalıklarla boğuşan Hazinses, oyuncu haklarına dair tartışmalarda da adından söz edilen bir isimdi.

Geçirdiği bir kazanın ardından Göztepe Semiha Şakir Huzurevi'ne yerleştirilen Sami Hazinses, şeker ve tansiyon ile bunlara bağlı rahatsızlıklar nedeniyle sağlık durumunun ağırlaşması üzerine dün sabah Haydarpaşa Numune Hastanesi'ne kaldırıldı. Yoğun bakım servisine alınan Hazinses, akşam saatlerinde kalp yetmezliği sonucu vefat etti.

Maddi sıkıntıları nedeniyle sık sık medyada yer alan Hazinses'e Mehmet Ali Yılmaz bir ev alarak destek vermişti. Yeşilçam'dan ise ona yardım eden, rol aldığı birçok filmin yapımcısı Türker İnanoğlu oldu. İstanbul Valiliği de Hazinses'e maaş bağlamıştı. Son yıllarından sanatçıyla ilgilenen evlatlığı Mehmet Hazinses, henüz kesinleşmemekle birlikte cenazeyi pazartesi günü kaldıracaklarını söyledi.
Siyah beyaz filmlerde fıldır fıldır gözleriyle kaldı aklımızda Sami Hazinses. Ama sinema renklendikçe onun yüzüne de bir hüzün çöktü. Türk sinemasına katkılarını SİYAD unutmadı ve 2000 yılında ona bir Onur Ödülü verdi. 1000'e yakın filmde rol aldığı söylenen sanatçı, film müzikleri de seslendirmişti. Şoför Nebahat filminin şarkısıyla keşfedilmiş, hayal ettiği gibi keyifli bir müzik yaşamı da olmuştu.
1925 yılında Diyarbakır'da doğan Sami Hazinses, müzik ve sinema için İstanbul'a geldi. Çeşitli işlerde çalışan Hazinses, 1953 yılında Mahir Canova'nın yönettiği, Cüneyt Gökçer, Altan Karındaş, Atıf Kaptan ve Muhterem Nur'un oynadıkları 'Kara Davut' filmindeki küçük rolüyle sinema ilk adımını attı. Sonraki yıllarda arka arkaya çevirdiği filmlerle rolleri büyüyen Hazinses, Türk sinemasının unutulmaz komedi sanatçıları arasına girmeyi başardı. Bir söyleşisinde, onca film arasında en çok 'Şafak Bekçileri', 'Kızgın Delikanlı' ve 'Cengiz Hanın Hazineleri'ni unutamadığını söylemişti.
Hazinses besteci olarak da varlık göstermiş 'Bir Dilbere Müpteladır Deli Gönlüm' adlı eserini Zeki Müren, 'Derdimi Kimlere Desem' adlı eserini Sevim Tanürek ve 'Yeter Ağlatma Beni' adlı eserini de Müslüm Gürses seslendirmişti.
Yeşilçam'da iyi yürekli küçük insanları canlandıran kuşağın bir temsilcisi daha gitti. Onu da artık yalnızca 'televizyonda Türk sineması' saatlerinde görebileceğiz.


Sami baba'ya hüzünlü veda
28 Ağustos 2002 Radikal Gazetesi
Türk sinemasının emektar oyuncusu Sami Hazinses'in son yolculuğunda da vefasızlık vardı. Törene az sayıda sanatçı katıldı
İSTANBUL - Kalp yetmezliği sonucu vefat eden sinema sanatçısı Sami Hazinses, sevenleri tarafından dün son yolculuğuna uğurlandı. Hazinses için ölümünden önce kaldığı Göztepe Semiha Şakir Huzurevi ve Kadıköy'deki Surp Takavur Ermeni Kilisesi'nde tören düzenlendi.
Hazinses'in dokuz ayını geçirdiği huzurevinde düzenlenen tören, kurum görevlileri, Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk ve manevi oğlu Mehmet Kaya'nın katılımıyla gerçekleşti. Kaya, törende Hazinses'i altı yıldır hiçbir sanatçının aramadığını; meslektaşlarının ona büyük bir vefasızlık örneği gösterdiğini söyledi. Az sayıda kişinin katılımıyla yapılan törenin ardından Hazinses'in naaşı Surp Takavur Ermeni Kilisesi'ne götürüldü.
Burada Hazinses'i uğurlamaya gelenler daha büyük bir kalabalık oluştursa da sanatçının meslek arkadaşları yine pek görülmüyordu. Kilisedeki törene katılan sanatçılar arasında Nur Sürer, Göksel Arsoy, Bülent Bilgiç, Üstün Asutay, Dündar Aydınlı, Erol Günaydın, Türk sanat müziği sanatçısı Galip Sokullu, yönetmen Ülkü Erakalın yer alıyordu. Kültür Bakanı Suat Çağlayan, Türker İnanoğlu, Mehmet Ali Erbil, Hülya Avşar ve Müjdat Gezen de çiçek göndererek törene katıldı. Kiliseden 'Güle güle Sami Baba' nidaları ve alkışlarla çıkarılan Sami Hazinses'in naaşı Hasanpaşa'daki Ermeni Mezarlığı'na götürülerek defnedildi. (Kültür Sanat)


Festival 'hüzünlü' başladı 28 Ağustos 2002 Radikal Gazetesi
Gökçeada Film Festivali'nin açılışında Sami Hazinses'in ölüm haberi büyük üzüntü yarattı. Onur konuğu Kırgız yazar Cengiz Aytmatov'un da katıldığı açılışta sinema emekçilerine plaket verildi

NESLİHAN SAVAŞ
GÖKÇEADA - Kültür Bakanlığı'nın katkılarıyla bu yıl 5'incisi düzenlenen Gökçeada Film Festivali önceki gün başladı. Sami Hazinses'in ölüm haberinin büyük üzüntü yarattığı açılışta emektar oyuncu ve senarist Bülent Oran'a da onur ödülü verildi. Açılışta sinema sanatçısı Sami Hazinses'in ölümü üzerine de anma konuşması yapıldı.
Törende Burçak Evren Hazinses'in Yeşilçam'da adları küçük harfle yazılan iddiasız ama oyunları büyük insanlardan biri olduğunu söyledi. Agah Özgüç ise, "Gidenlerin yeri dolmuyor" diyerek Hazinses'in Türk sineması için büyük bir kayıp olduğunu belirtti. Hazinses için "Çok yüksekten düşmenin acısını yaşadı" diyen Bülent Oran, Türkiye'de sanatçıya sahip çıkılmadığını da dile getirdi. Oran, "Türkiye'de insanlara verilen değer bu. Eğer ayakta kalmayı beceremezseniz, unutuluyorsunuz. Sanatçıya sahip çıkmak zor bir iş değil ama böyle bir düşünce tarzı yok" dedi.

Hazin bir ses sustu
28 Ağustos 2002 Radikal Gazetesi

Sami Hazinses, birçok Yeşilçam emeklisi gibi son dönemini çok zor koşullar içinde geçirdi. Onun öyküsü yazılacak bir öyküdür, ama Yeşilçam'da böyle o kadar çok öykü var ki
GIOVANNI SCOGNAMILLO
İSTANBUL - Klasik Yeşilçam'ın eski kuşağından bir sanatçı daha bizi terk etti... Sayısız filmlerin (yaklaşık 300) güldürücüsü 1925 Diyarbakır doğumlu Sami Hazinses, arkasında 45 yıllık bir sinema geçmişini bırakarak. Birçok Yeşilçam emeklisi gibi son dönemi sinemadan uzak ve zor koşullar içinde geçti, çeşitli rahatsızlıklar ve yaşlılıkla mücadele ederek (ama her zaman tüttürdüğü sigarasından ve ceplerini dolduran bestelerinden vazgeçmeden).
Bir dönem Yeşilçam'ın hızlı temposu içinde Hazinses, kocaman gözleri, pek gülmeyen kemikli yüzü ve sakar hareketleri ile (Hazinses bana her zaman Buster Keaton'u hatırlattı) filmden filme gezindi durdu. Çoğu zaman, zorunlu olarak tipleştirilen Türk sinemasının birçok karakter oyuncusu gibi, defalarca aynı şeyi oynadı, hem güldürdü hem de seyirciyi hüzünlendirdi.
Çokça sakar garson oldu (örneğin Cevat Kurtuluş'la ikili kurarak), taksi şoförü oldu, komik gangster oldu, fötr giyip siyahlara bürünerek ya da çifte tabancalı kovboy. Zorunlu olarak, bir-iki örnek ile, seks furyasına katıldı, sarışın turist kızlarını tavlamak için şaklabanlıklar yaparak ama, gerektiğinde, Don Kişot'u oynayan Münir Özkul'-un yanında ve Semih Evin'in yönetiminde fazla kilolu olmayan bir Sanço Pança olmayı da bildi (Don Kişot Sahte Şövalye, 1971).
Onun bir de besteciliği da vardı, Zeki Müren'in bile yorumladığı şarkıları ama Sami Hazinses için önemli olan sinema idi, çilesini çektiği ve onu ünlendiren, geçinmesini sağlayan sinema.

Hazinses'le bir Alman televizyon filminde (Priamus'-un Hazineleri -Schlieman) bir sahneyi paylaşmam onun ne denli katıksız bir profesyonel olduğunu anlamama yardımcı oldu. Sesli çekimde Sami Hazinses, Napoli'de bulunan (fakat Taksim'deki Rum Aya Triyada, Kutsal Üçlü kilisesinin arkasındaki terk edilmiş bir okul binasında çekilen) bir hastanenin hademesini oynuyordu, ben ise bir İtalyan Doktorunu. Aramızda, İtalyanca, yaklaşık olarak bir sayfalık bir konuşma geçiyordu ve Sami, hiç sorun yaratmadan, birkaç provadan sonra aslında anlamadığı replikleri, doğru tonlama ve vurgulama ile, öğrendi ve büyük bir rahatlıkla kameranın karşısına geçti.

Gerçekten bir komik mi idi sadece? Aslında değildi, daha iyi ve uygun koşullar içinde belki iyi bir komedyen olurdu, gerektiğinde dram da oynayabilen, fiziği ve yüz ifadeleri buna olanak verdiklerinden. Defalarca kendini tekrarladı, sevimli mimiklerini sıraladı, gözlerini fır fır döndürdü ve yaptıkları ile bir seyirci kitlesini kazandı.
Hazinses'in öyküsü yazılacak bir öyküdür ama, Yeşilçam'dan kalma yazılacak, yazılması gereken, o kadar öykü var ki...

Sami Hazinses'in bakışı
Haydar Ergülen 5 Aralık 2002 Radikal Gazetesi

Bazı sanatçılar yapıtlarının toplamından


Kaynak : http://www.hafif.org/yazi/portre-2-sami-hazinses

Makale Detaylar
Gönderen: webmaster
Derecelendirme: 0000000000 0%
Yazar İletişim: http://www.hafif.org/yazi/portre-2-sami-hazinses

Sadece üyeler yorum yazabilir. Üye olmak için tıklayım.

Ana sayfa | Makaleler

Aç

Haftanın Yazısı: CIA’nin Kültürel Silahı: Çağdaş Sanat

EN İYİ MAKALELERrss

Makaleler bölümündeki en iyi 5 içerik.
Eser Analiz Yöntemleri
Sanat olgusunun varlığını kavramanın en doğru yolu, sanat eserini çözümlemekte yatmaktadır. Bu konuya karşı XX.yüzyıl başlarında ilgi uyanmaya başlamış ve 1915 yılında Heinrich Wölfflin ve sonrasında Erwin Panofsky ...
Türk Resminde Kurtuluş Savaşı Teması
Sanatın toplumsal yapılara, bağlı gelişmesiyle, sanatçının yaratımını politik, ekonomik, kültürel şartlara uyumlu bir tavırla gerçekleştirmesi özdeştir. Bu arada tarihî sürecin hiçbir döneminde varlığı inkâr edileme...
Sokrates ve Felsefesi
M.Ö. 469-399 yılları arasında yaşamış olan ünlü Yunanlı düşünür. Platon’un hocası olan Sokrates, yazılı hiçbir şey bırakmamış, tüm zamanını özellikle gençlerle felsefe tartışarak geçirmiştir. Görüşleri, tartışmaları...
Altın Oran
“Altın oran kavramı ve bu kavramın gizemi nedir?” diye düşündüğünüz olmuştur. Belki de bu kavramı ilk defa duymuşsunuzdur. Peki, nedir altın oran, nereden çıkmıştır, pratik hayatta kullanımı var mıdır? Doğada rastla...
Modernizm ve Sanat Akımlarından Notlar
1750’lerden 1890’lara kadar süren ilk sanayi devrimi ardından, 2. Sanayi Devri 1896’larda başlayıp 1928’e kadar sürmüştür. Dünya devletleri, bu olayların ardından hızla ilerleme kaydetmiştir....

SON 5 MAKALErss

Sanat, Sanatçı, Sanat Eseri ve Ahlak
Günümüzde üzerinde en çok konuşulan mevzulardan birisi de sanat veya sanatçı konusudur. Düzeysiz ve niteliksiz birçok insana "sanatçı" ve bunların ortaya koydukları şeylere de "sanat" denildiği g...
Birey ve Toplum İçin Sanat Eğitiminin Gerekliliği
Bu araştırmada birey ve toplum için genel eğitim bütünlüğü içerisinde sanat eğitiminin neden gerekli olduğunu vurgulanmak amaçlanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, genel tarama modeli çerçevesinde literatür ta...
Dijital Sanat
Elektronik ortamda üretilen sanat olarak kısaca tanımlanabilen dijital sanat, çağdaş bilgiyi, bakışı ve bilinci, teknolojiye ilişkin kuramlar ve kavramlarla değiştirmekte ve dönüştürmektedir. Birden fazla sanatsal b...
Bir Sanatsal İfade Aracı Olarak Dijital Oyunlar
Kasım 2012’de New York Modern Sanatlar Müzesi’nin resmi sitesinde dijital oyunlardan oluşan bir koleksiyonunu müzede sergileneceği duyuruldu. Sanat eleştirmeni Jonathan Jones duyuruya katılımcı doğaları gereği oyunl...
Sanatın Yeni Evresi Olarak Bilgisayar Oyunları
Bilgisayar oyunları dönüşmekte olan sanat evresinin son boyutu olarak, belirli alt disiplinlerle nitelik kazanmaktadır. Bu kavramlar klasik kompozisyon kuralı, Grek idealizmi, formalizm, maniyerizm, sinematografi, ü...

Navigasyon

Galeri
Üye/Ziyater
  • . Aktif üye sayısı (0)
  • . Aktif ziyaretçiler (19)
  • . Kayıtlı üye sayısı (1134)
  • . Yeni Üyelik
Açılış sayfası yap Sayfa basina git