. . .
Sanat Teorisi
  Ana sayfa >> Makaleler >> Makale ve Araştırmalar >> Denemeler >> Makale Oku

Makale Başlığı: İmaj Değil, İmge

İmaj Değil, İmge Yazdır Google+ twitter facebook

Yazar: Oğuz Demiralp • Eklenme Tarihi: 24.03.2007 17:38:47 • Görüntüleme: 3.050
Özet:
Geçenlerde önemli bir gazetenin ilk sayfasında “Herşey imaj” gibisinden bir “manşet” atılmıştı. “Önemli olan ne, nasıl olduğun değil nasıl göründüğün, insanların seni nasıl bildiğidir” demek istenmişti. Böylece çağımız kültürünün kısa bir tanımı da yapılmıştı. İki açıdan ilgimi çekti bu “mesaj”...
Kelimeler:
makaleler, deneme, İmaj Değil, İmge, Oğuz Demiralp
İmaj Değil, İmge



Geçenlerde önemli bir gazetenin ilk sayfasında “Herşey imaj” gibisinden bir “manşet” atılmıştı. “Önemli olan ne, nasıl olduğun değil nasıl göründüğün, insanların seni nasıl bildiğidir” demek istenmişti. Böylece çağımız kültürünün kısa bir tanımı da yapılmıştı. İki açıdan ilgimi çekti bu “mesaj”. Önce “imaj” sözcüğünün anlamı; sonra Türkçemizde imge sözcüğünün “imaj”dan ayrı olarak kullanılması açısından.



İmaj sözcüğünün buradaki anlamını ilk paragrafta yazıverdiğimiz iki tümceyle zaten açıklamış olduğumuz söylenebilir. Ancak bu anlamın üzerinde biraz daha durmakta yarar var. Çünkü gerçekten “her şeyin imaj” olduğunun kolaylıkla öne sürülebileceği bir çağda yaşıyoruz. Anamalcılıkla ilgili eleştirel kuramlara dayanarak durumu açıklamak kolay. Her şeyin, herkesin meta yönünün ağır bastığı bir dönemden geçiyoruz. Her düzey ve düzlemdeki ilişkiler ağı açısından geçerli bir tanı bu. Metanın kullanım değil değişim değerinin temel alındığı düzenin gereği. Güzel, hoş görünmek, iyi açıdan poz vermek, yükselen değerlere uygun bilinmek gerek.



Onun için herkes kendinin ve malının görsel ya da yazılı promosyonunu yapmak zorunda. Kısacası, imaj yaratımı gerçeği olduğundan başka göstermek ve gerçeğin göründüğü gibi olduğuna inandırmak sanatı. Anamalcı dizgenin olumsuz yönlerini dengeleyen aktörel değerlerin kök salmadığı toplumlarda bu sanatın gücü nerdeyse tanrısallaştırılıyor. Gerçek iyiden iyiye yitip gidiyor gözden, bilinçten. Yaşam, gölgeler arasında çığlık ve kahkahalarla oynanan sözde barok bir parodiye dönüşüveriyor.



Platon’dan başlayarak bir “imaj / imge” düşmanlığı geleneği vardır insanlık tarihinde. Özellikle görsel imaj / imgeye yöneliktir bu olumsuz tutum. Ancak yazılı olanı da, imgeseli, yapıntıyı, giderek sanatı hedef alabilen bir akımdır bu. Suretin, resmin, öykünün, şiirin, hakikatı aktarayım derken “tahrif” ettiğini, bir yalan dünya ortaya çıkarıp insanları yanılttıklarını öne sürer bu akımın savunucuları. “İmaj” sözcüğü üzerinde durdukça bunlar insanın aklına ister istemez geliveriyor. “İmaj / imge”nin genellikle yapılan basit tanımı “gerçeklik yanılsaması” biçimindedir. Ele aldığımız “imaj” kavramı söz konusu olunca bu tanımı “gerçeklik yanıltması” diye değiştirmek gerekebilir.



Elbette, “imaj” sözcüğü bizi Platon’un, ikonoklastların safına itmemeli. Çünkü “imge” sözcüğü var elimizde. Sanatın, giderek insanın zihinsel etkinliğinin özü olarak. İmge dar anlamıyla şiirde görüntü yaratan söz sanatlarını anlatan bir kavram olarak bilinir. Türkçede de daha çok bu anlamıyla kullanılır olmuştur. Neden “her şey imgedir” demiyoruz acaba? Belki de “imge” sözcüğü medyatik kulağa oturmadığından. Ama ben iyiye yoruyorum bunu. Sanata, şiire bilinçsizce de olsa bir saygının anlatımı gibi görmek istiyorum. Türkçenin, hem imaj hem de imgeyi kullanarak, imge kavramının olumlu anlamına ayrı bir yaşama alanı sağlandığını düşünmek istiyorum.



Yalnızca şiirdeki söz sanatları değil, gördüğümüz binlerce resim, fotoğraf, film karesi de imgedir. İster görsel ya da yazısal, ister yapıntısal olsun imge insanın dünyayı nasıl gördüğüdür. Ancak burada görmek eylemi yaratıcıdır. Dünyanın, nesnenin aynısı olan imge yoktur. İmge; öznenin nesneyi yakalama, nesneye ulaşma, onunla barışma çabasıdır. Doğadan kopan varlık olarak insanın alın yazısıdır. İmge; dünyayı kurcalama, açınlama, anlama, dile getirme çabasıdır. İnsansal dünyayı kurucu başlıca etkinliklerden biridir. Dünya ile ilişkiye girmiş imgelemin ürünüdür. Türkçede “herşey imgedir” deyince ortalama bir kişinin bunu şiirsel ya da entelektüel bir söyleyiş olarak algılaması olasılığı büyüktür. Bu algılama, bilerek ya da bilmeyerek, imge sözcüğünün hakkını vermek olur. Aslında insan dünyasında herşey imgedir.



İmajın da imgelem ürünü, insan varlığının aynı katmanlarından kaynaklandığı doğrudur. Ancak burada kurmacadan çok yutturmaca söz konusudur. İmaj imgesel etkinliğin saptırılmasıdır. İmaj dış gözün boyayıcısı, imge iç gözün ürünüdür. Her şeyin imaj mı yoksa imge mi olacağını insanın kendisi belirleyecektir.

Makale Detaylar
Gönderen: webmaster
Derecelendirme: 0000000000 0%
Yazar İletişim: Bilinmiyor

Sadece üyeler yorum yazabilir. Üye olmak için tıklayım.

Ana sayfa | Makaleler

Aç

Haftanın Yazısı: CIA’nin Kültürel Silahı: Çağdaş Sanat

EN İYİ MAKALELERrss

Makaleler bölümündeki en iyi 5 içerik.
Eser Analiz Yöntemleri
Sanat olgusunun varlığını kavramanın en doğru yolu, sanat eserini çözümlemekte yatmaktadır. Bu konuya karşı XX.yüzyıl başlarında ilgi uyanmaya başlamış ve 1915 yılında Heinrich Wölfflin ve sonrasında Erwin Panofsky ...
Türk Resminde Kurtuluş Savaşı Teması
Sanatın toplumsal yapılara, bağlı gelişmesiyle, sanatçının yaratımını politik, ekonomik, kültürel şartlara uyumlu bir tavırla gerçekleştirmesi özdeştir. Bu arada tarihî sürecin hiçbir döneminde varlığı inkâr edileme...
Sokrates ve Felsefesi
M.Ö. 469-399 yılları arasında yaşamış olan ünlü Yunanlı düşünür. Platon’un hocası olan Sokrates, yazılı hiçbir şey bırakmamış, tüm zamanını özellikle gençlerle felsefe tartışarak geçirmiştir. Görüşleri, tartışmaları...
Barok Dönem Cenovalı Ressamlar
İtalya’nın kuzey batısında, liman kenti olan Cenova (İ.Ö.218) Romalılar döneminden itibaren önemli bir merkez olarak tarih içinde yer almıştır. Cenova aynı zamanda İtalya’nın Orta Avrupa’ya açılan kapısı durumundadı...
Altın Oran
“Altın oran kavramı ve bu kavramın gizemi nedir?” diye düşündüğünüz olmuştur. Belki de bu kavramı ilk defa duymuşsunuzdur. Peki, nedir altın oran, nereden çıkmıştır, pratik hayatta kullanımı var mıdır? Doğada rastla...

SON 5 MAKALE  rss

CIA’nin Kültürel Silahı: Çağdaş Sanat
Soyut dışavurumcular, 1940’ların sonlarında ortaya çıktılar ve New York’u sanat dünyasının merkezi olarak kabul ettirdiler. Ancak kimileri onların, Soğuk Savaş Dönemi’nde Amerikan casuslarının piyonları olduklarını ...
Renk Teorisine Tarihsel Bir Bakış
Tarih boyunca uygarlıklar, renk teorilerini etraflarındaki dünyayı tanımlamak ve renkleri nasıl gördüğümüzü anlamak için geliştirmişlerdir. Ancak, ilk kez Aristoteles’in fikirleri renk teorisyenleri arasında daha ço...
Batılı Sanatçıların Çallı Kuşağı’na Etkileri
Çallı Kuşağı, bilinen bir diğer adıyla 1914 Kuşağı; Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde sanat hayatına atılan sanatçılardan oluşur. Bu sanatçılar yıkılan bir imparatorluğun ardından her anlamda yeniden inşa e...
Adorno, Debord ve Baudrillard’da Kültür ve Sanat
Theodor Adorno, kültür endüstrisi düşüncesinde sanatı ‘sığınak’ olarak görmüş, sanatın kitle kültürünün etkilerini azaltma ve onun işleyişinin dışında kalması gerektiğini önermiştir. Guy Debord, “gösteri toplumu” dü...

Navigasyon

Galeri
Üye/Ziyater
  • . Aktif üye sayısı (0)
  • . Aktif ziyaretçiler (14)
  • . Kayıtlı üye sayısı (1119)
  • . Yeni Üyelik
Açılış sayfası yap Sayfa basina git