. . .
Sanat Teorisi
  Ana sayfa >> Makaleler >> Biyografiler >> Ressamlar >> Makale Oku

Makale Başlığı: Turan Erol (1928-)

Turan Erol (1928-) Yazdır Google+ twitter facebook

Yazar: Yrd.Doç.Dr.Özand Gönülal • Eklenme Tarihi: 09.10.2005 23:21:03 • Görüntüleme: 4.611
Özet:
Turan Erol 50 yılı aşkın yaratma süreci içerisinde yoğun bir çeşitlilik sergilemiştir. Bu çeşitlilik geometrik temelden, soyut dışavurumcu tavıra, portreden peyzaja kadar doğa gerçekliğine uzanan bir yelpazeye sahiptir.
Kelimeler:
Turan Erol

        1928 yılında doğan Turan Erol , orta öğrenimini Milas’ta tamamlayarak , 1944’te İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ne girmiş ve 1951’de mezun olmuştur.Dört yıl Bedri Rahmi Eyüboğlu atölyesinde çalışan Erol , öğrencilik yıllarında Onlar Grubu’nun (1948) kurucuları arasında yeralmıştır.Onlar Grubu 1948 yılında Bedri Rahmi Eyüboğlu atölyesi öğrencilerinden;Leyla Gamsız, Hulusi Sarptürk, Mustafa Esirkuş, Nedim Günsür, Fahrunise Sönmez, Turan Erol, Orhan Peker, Mehmet Pesen, Fikret Otyam ve Luy Stangali tarafından kurulmuştur.Amaçları Anadolu’nun kültürel değerlerinin sahip olduğu biçimlerle Batı resminin anlatım biçimlerini birleştirerek doğadan ve yaşanan gerçek çevreden seçtikleri konuları yöresel bir dil ve çağdaş sanatın soyutlama anlayışıyla izlemektir. 

        Turan Erol, 1952 – 1960 yılları arasında Diyarbakır’da öğretmenlik yapmış , 1960 yılında Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğüne Şube Müdürü olarak atanmıştır. Ankara’ya geldikten sonra Dost ve Ulus Dergileri ile Ulus Gazetesi’nde yazılar yazmaya başlamıştır. 1961’de ise bir yıl için Fransa’ya giden Erol , gravür teknikleri üzerine çalışmış ve çağdaş akımları inceleme olanağı bulmuştur. Daha sonra Güzel Sanatlar Şube Müdürlüğünden ayrılarak Gazi Eğitim Entitüsü Resim-İş Bölümünde öğretim üyeliğine atanmıştır.1973 yılına kadar bu görevde bulunan ressam, daha sonra DTCF ve H.Ü Güzel Sanatlar Fakültesinde dersler vermiştir. 

        Turan Erol’un çalışmaları retrospektif bir çerçeve ile değerlendirildiğinde yoğun bir içerik çeşitliliği ile karşılaşılmaktadır. Erken dönem resimlerde geometrik bir stilizasyon egemendir. Bu resimler batı anlayışının klasik tavrını temel olarak almasına karşın , anadolu kültürünün bir parçası olan köy yaşantısından kesitler yansıtmaktadır. Sert çizgilere sahip geometrik temelli yaklaşımın ardından doğaya bağlı olarak çalışmaya başlayan Turan Erol, doğayı işlerken çağdaş bir anlatım biçimi sergilemiştir. 

        1956 yılında yapmış olduğu “ İç Mekan “ adlı resminde Diyarbakır yöresinin ev içinde gerkleşen gündelik yaşam görüntüsü sergilenmektedir. Konu seçimi açısından kültürel kaynağın kullanılmasına karşın , resimsel dilin oluşumunda seçilen biçimsel ve lekesel ilişki çözümü, tamamıyla batı anlayışını segilemektedir. Kübik bir uslubun egemen olduğu çalışma ressamın önemli resimleri arasında yer almaktadır. 

        1957 yılında yapmış olduğu “Ay Çiçekleri” adlı natürmort , dönemin bir özelliği olarak , yani birçok ressamın da etkilenerek denediği Van GOGH’un "ay çiçekleri" adlı resminin benzeri bir çalışmadır. Ancak bu çalışmada , Turan Erol ölü doğayı geometrik temelli bir anlayışla sergilemiştir. 70 li yıllarda Ankara gecekondularıyla, şehre ilişkin gündelik yaşamdan kesitler sunmuştur. “Altındağ” adlı resminde ard arda gelişi güzel yerleştirdiği evlerde kullandığı renkler ve evlerin biçimi , gelişen şehir yaşantısı içerisindeki varoş gerçeğini açıkça ortaya koymuştur. Aynı dönemde yapmış olduğu “Güz Sonu” adlı resimde mevsime ilişkin algıları oluşturacak kompozisyon düzenlemesi görmemize karşın , arka planda yanlızlık duygusu dingin bir doğa atmosferiyle özdeştirilmiştir. Resim yüzeyi lekesel bir yapıya sahiptir. Gri-beyaz tepelerin önünde sıralanan tekdüze kavak ağaçları resmin ön planında görülen köylü figürlerine koşut bir leke hattı oluşturmaktadır. Griye yakın beyaz alanlar üzerine serpiştirilmiş çarpıcı renkler dinamik bir yapının oluşmasını sağlamaktadır. Ön planda yer alan figürlerin arkasında büyük gri lekeler, resim yüzeyinde persfektife dayalı iki farklı boyutun algılanmasını sağlamaktadır. Yani dikey ve yatay yönelimlere ilişkin göz yanılgısı oluşturmaktadır. 

        1993 tarihli, kış manzarası “ Güvenlik Caddesi” adlı resmi aradan geçen 20 yılın doğa ile sürdürülen ilişkinin nasıl farklı bir noktaya ulaştığını göstermektedir. Resimsel dil açısından ulaşılan olgunluk, doğayı işleme biçiminde gerçekçiliğin belirgin bir şekilde ortaya çıkmasını sağlamıştır.Resme bakıldığında, kış mevsimini tüm gerçekliğiyle hissetmek mümkündür. Resim yüzeyi dikey ve diegonal hatlarla parçalanarak kompozisyon unsurları dengeli bir biçimde yerleştirilmiştir. Bu resminde ortaya koyduğu genel yaklaşım doğaya bağımlılık özelliğini açıkça sergilemektedir. Turan Erol herzaman kendi hayal dünyasının ürettiklerini doğa ile ispatlamaya çalışmıştır. Doğadan kopma korkusunun getirdiği bu yaklaşım, belkide ressamın çocukluk yıllarındaki doğa içerindeki yaşantısının kalıntısıdır. Resimlerinde gördüğümüz doğaya ilişkin biçimler gerçekte Turan Erol’un iç dünyasının yansımalarıdır. Bu da ressam için doğanın bir amaç olmadığını aksine bir araç olduğunu göstermektedir. Turan Erol’un yaratma süreci doğa karşısında başlamaz. Ressam tuvalin önüne geçerek, hayal dünyasında oluşturduğu biçimleri doğada arayarak, bir macerayı yaşamaya başlamaktadır. Turan Erol resimlerindeki doğa ilişkisini şöyle açıklamaktadır : “ orada gördüğüm hiç bir şey varolanın bire bir aktarılması değildir, hepsi yeniden kuruluyor, yani benim resimlerimin adresleri yoktur.” 

        Dolayısıyla , Turan Erol’un resimlerinde hareketle şöyle bir genellemeye ulaşmak mümkündür: “Sanatçı kimliğine ulaşmış bir insanın, yaratıcı süreci içerisinde doğadan seçmiş olduğu unsurlar, insan varlığının şartlanmışlıklarıyla ilişkili olarak değil; sanatçının iç dünyasını yansıtan ve oluşturulmak istenen resimsel dilin birer unsuru olarak ortaya çıkmaktadır. 

        Sonuç olarak, Turan Erol 50 yılı aşkın yaratma süreci içerisinde yoğun bir çeşitlilik sergilemiştir. Bu çeşitlilik geometrik temelden, soyut expresif tavra, portreden peyzaja kadar doğa gerçekliğine uzanan bir yelpazeye sahiptir. Bu bir tutarsızlık gibi görülsede, aslında uslubsal kalıplaşmaya bir karşı duruş olarak değerlendirilmelidir.Turan Erol resimlerinin yanında, hocalığı ve sanat bilimine ilişkin yazılarıyla Türkiye Cumhuriyeti toplumunun sanat olgusu ile ilişkisinin güçlenmesinde önemli bir itici güç olarak varlığını sürdürmektedir.





Kaynakça

Numan ARSLAN , "Onlar Grubu", Ezacıbaşı Ansiklopedisi,C3 ,  İstanbul 1997, s.1376

Kıymet Giray, "Turan Erol",Ezacıbaşı Ansiklopedisi,C1 , İstanbul 1997, s.543-544

Sezer Tansuğ, Türk Resminde Yeni Dönem, İstanbul 1993

Kaya Özsezgin, Türk Resmi, Ankara 1998

Ferhat Özgür, Günümüz Türk Ressamları: Turan Erol, Ankara 1998,Yapı Kredi Yayınları




Makale Detaylar
Gönderen: ozand
Kategori: Biyografiler >> Ressamlar
Derecelendirme: ++++++++++ 100,0%
Yazar İletişim: ozandgonulal@akdeniz.edu.tr

3 kişi yorum yapmış.

merro - 30/10/2005
Paylaşımınız için teşekkürler
ozand - 13/10/2005
Teşekkür ederim.
webmaster - 10/10/2005
Sayın Özand Hacam, gerçekten başarılı bir çalışma olmuş.. Elinize emeğinize sağlık.. Başta ben olmak üzere sayenizde Cumhuriyet Dönemi Ressamlarını daha yakından tanıma fırsatı buluyoruz. Teşekkür ederim

Yorum yaz!

Sadece üyeler yorum yazabilir. Üye olmak için tıklayım.

Ana sayfa | Makaleler

Aç

Haftanın Yazısı: CIA’nin Kültürel Silahı: Çağdaş Sanat

EN İYİ MAKALELERrss

Makaleler bölümündeki en iyi 5 içerik.
Eser Analiz Yöntemleri
Sanat olgusunun varlığını kavramanın en doğru yolu, sanat eserini çözümlemekte yatmaktadır. Bu konuya karşı XX.yüzyıl başlarında ilgi uyanmaya başlamış ve 1915 yılında Heinrich Wölfflin ve sonrasında Erwin Panofsky ...
Türk Resminde Kurtuluş Savaşı Teması
Sanatın toplumsal yapılara, bağlı gelişmesiyle, sanatçının yaratımını politik, ekonomik, kültürel şartlara uyumlu bir tavırla gerçekleştirmesi özdeştir. Bu arada tarihî sürecin hiçbir döneminde varlığı inkâr edileme...
Sokrates ve Felsefesi
M.Ö. 469-399 yılları arasında yaşamış olan ünlü Yunanlı düşünür. Platon’un hocası olan Sokrates, yazılı hiçbir şey bırakmamış, tüm zamanını özellikle gençlerle felsefe tartışarak geçirmiştir. Görüşleri, tartışmaları...
Barok Dönem Cenovalı Ressamlar
İtalya’nın kuzey batısında, liman kenti olan Cenova (İ.Ö.218) Romalılar döneminden itibaren önemli bir merkez olarak tarih içinde yer almıştır. Cenova aynı zamanda İtalya’nın Orta Avrupa’ya açılan kapısı durumundadı...
Altın Oran
“Altın oran kavramı ve bu kavramın gizemi nedir?” diye düşündüğünüz olmuştur. Belki de bu kavramı ilk defa duymuşsunuzdur. Peki, nedir altın oran, nereden çıkmıştır, pratik hayatta kullanımı var mıdır? Doğada rastla...

SON 5 MAKALE  rss

CIA’nin Kültürel Silahı: Çağdaş Sanat
Soyut dışavurumcular, 1940’ların sonlarında ortaya çıktılar ve New York’u sanat dünyasının merkezi olarak kabul ettirdiler. Ancak kimileri onların, Soğuk Savaş Dönemi’nde Amerikan casuslarının piyonları olduklarını ...
Renk Teorisine Tarihsel Bir Bakış
Tarih boyunca uygarlıklar, renk teorilerini etraflarındaki dünyayı tanımlamak ve renkleri nasıl gördüğümüzü anlamak için geliştirmişlerdir. Ancak, ilk kez Aristoteles’in fikirleri renk teorisyenleri arasında daha ço...
Batılı Sanatçıların Çallı Kuşağı’na Etkileri
Çallı Kuşağı, bilinen bir diğer adıyla 1914 Kuşağı; Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde sanat hayatına atılan sanatçılardan oluşur. Bu sanatçılar yıkılan bir imparatorluğun ardından her anlamda yeniden inşa e...
Adorno, Debord ve Baudrillard’da Kültür ve Sanat
Theodor Adorno, kültür endüstrisi düşüncesinde sanatı ‘sığınak’ olarak görmüş, sanatın kitle kültürünün etkilerini azaltma ve onun işleyişinin dışında kalması gerektiğini önermiştir. Guy Debord, “gösteri toplumu” dü...

Navigasyon

Galeri
Üye/Ziyater
  • . Aktif üye sayısı (0)
  • . Aktif ziyaretçiler (21)
  • . Kayıtlı üye sayısı (1120)
  • . Yeni Üyelik
Açılış sayfası yap Sayfa basina git