. . .
Sanat Teorisi
  Ana sayfa >> Makaleler >> Makale ve Araştırmalar >> Denemeler >> Makale Oku

Makale Başlığı: Yaşar Kemal'in Anasüdü

Yaşar Kemal'in Anasüdü Yazdır Google+ twitter facebook

Yazar: Dr. Doğu Perinçek • Eklenme Tarihi: 12.11.2006 01:33:52 • Görüntüleme: 3.125
Özet:
Nobel’e heves etmek Koca Yaşar’a yakışmadı. Yaşar Kemal’e Nobel’i vermediler, vermezler. Çünkü Yaşar Kemal köklerinden koparılamaz. Kırk romandır onu o köklere bağlayan. Yaşar Kemal, o kadar bizdendir ki, Onu kendilerinden yapmayı düşünememişlerdir bile. Nobel, sahibini bulmuştur.
Kelimeler:
Ana dil, her zaman kişinin anasının dili değildir.

Dil, anlaşma aracıdır.

Anadil, kişinin en iyi ve en gelişmiş düzeyde anlaştığı dildir.



KAVRAMIN KÖKENİ

Anadil kavramı, toplum hayatında, eğitimde, edebiyatta ve hukukta, insanlara en iyi bildikleri dille konuşabilmeleri, yazabilmeleri ve eğitim görebilmeleri olanak ve hakkının sağlanması için üretilmiş ve geliştirilmiştir. Amaç, bir insanın anlaşma yeteneğinin olabildiğince geliştirilmesidir. Kavramın ortaya çıkışında, ırkçılık ve kanbağı gibi kaygılar değil, insan ile toplum arasındaki ilişki vardır. Amaç, insanın anlaşma ihtiyacının en iyi ölçülerde karşılanması ve bu alandaki yeteneğinin geliştirilmesidir. Her insan, toplumla ilişkisini en iyi bildiği dille kurabilir. Yine her insan, meslekî ve kültürel yeteneklerini en iyi bildiği dille geliştirebilir.



Doğrudur, bir insanın anasının dili, çoğu zaman en iyi bildiği, en rahat kullandığı, yeteneklerini en kolay geliştirebildiği dildir. Ama her zaman öyle değil. Bir insanın anadili, kimi zaman anasının değil, babasının dilidir; çoğu zaman içinde yaşadığı, eğitimini gördüğü toplumun dilidir.



SOKOLLU MEHMET PAŞA’NIN ANADİLİ

ABD’de bugün çeşitli ülkelerden gelmiş yüz milyonlarca insan yaşıyor. Karaderilisi, İspanyol, Alman ve Doğu Avrupa kökenlisi vb vb. Bu insanlar, İngilizce konuşuyor, en kolay İngilizce yazıyor, iş hayatında İngilizceyi kullanıyor, toplumla ilişkisini en rahat İngilizce yürütüyor. Kuzey Amerika’ya göç eden birinci kuşaktan sonra, ABD yurttaşlarının anadilleri, analarının dili veya kökenlerindeki milletin dili değil, fakat İngilizce olmuştur.



Almanya’da bulunan üçüncü dördüncü kuşak Türklerin en iyi bildikleri dil, Türkçe olmaktan çıkıyor, doğup büyüdükleri ülkenin dili, yani Almanca oluyor.



Sokollu Mehmet Paşa’nın anasının dili Sırpça idi. Ancak üç padişah devrinde Osmanlıyı yönetmiş büyük devlet adamının en iyi konuştuğu, en iyi yazıştığı dil Türkçe (Osmanlıca) idi.



DİL USTALARININ ANADİLLERİ

Hele kültür adamları, aydınlar ve yazarlara gelince, anadil kavramı daha açıklık kazanır. Yazarlık, kültürel birikimdir ve dil ustalığıdır. Yazarın dili, birikimini borçlu olduğu dildir ve yazdığı dildir. Bu nedenle dil işçilerinin, dil ustalarının anadilleri tartışılmaz; işledikleri dil besbellidir. Hangi dille süt vermişlerse, dilleri odur.



Yaşar Kemal, Semih Balcıoğlu’nun cenaze töreninde, Ziya Gökalp’in de Kürt olduğunu söyledi. Oysa kimin hangi milliyetten olduğunu etnik kökeni değil, kendi kabulü belirler. Ziya Gökalp, “Türkçülüğün Esasları”nı yazdı; kendisini Türk kabul ediyor, Türk hissediyordu; dahası, Türk milliyetçiliğinin en önde gelen düşünürlerindendi; Türkçenin ustasıydı. Eğer Ziya Gökalp Türk yazarı değilse, Türk değilse, Türk yazarı kimdir, Türk kimdir?



Mehmet Akif, Arnavut kökenliydi. Çanakkale Şehitleri, İstiklal Marşımız, Türk duyarlığının, tasada ve kıvançta Türk olmanın ve Türk yazarlığının doruklarıdır. Akif, kuşkusuz Türk şiirinin büyük ustalarındandır. Dağdaki okuma yazma bilmeyen oduncu, Türk milletinin İstiklâl Marşı’nın yazarından daha Türk mü sayılacaktır?



Örnekler uzar gider. Çünkü Kavimler Kapısı’nda oturuyoruz ve büyük imparatorluklar mirasına sahip olan bir milletten söz ediyoruz. Türk milleti gibi büyük kültürler yaratan milletlerin hepsi, birer kavimler harmanıdır. Cemal Süreya nasıl hatıra gelmez. Pülümür’lüydü; Zaza kökenli idi. Ama Zazaca tek dizelik bir şiiri, tek yaprak bir yazısı yoktu. Annesi Zaza idi ama kendisi Zazaca bilmezdi. Türkçenin usta şairi idi ve Türk şairi idi. Kökleri Türk edebiyatının derinliklerindeydi ve kendisini Türk olarak tanımlıyordu. Eğer Cemal Süreya, Türk yazarı değilse, Türk değilse, Türk yazarı kimdir, Türk kimdir?



DİL MEMEDEN EMİLMEZ

Yaşar Kemal, bizim en büyük romancılarımızdandır. Dünyadan bir ödül alsa, bu millet Türküyle Kürdüyle bayram ederdi. Her şeyiyle Anadolu’nun derinliklerinden gelir. Türk ve Kürt arasında biz ve onlar yoktur, hepsi biziz. Biz Türküz ve Kürdüz; hepimizi kucaklayan milletin adı Türk milletidir. Tarih, kararını böyle vermiş. Tarihe yapılan itirazlar geçersizdir.



Dil, memeden emilmez. Kişi, dilini içinde yaşadığı toplumun memelerinden emer. Yaşar Kemal, Türkçeyi anasının memesinden değil, fakat Karacaoğlan’lardan, Dadaloğlu’lardan, Orhan Kemal’lerden, Anadolu masallarından, tekerlemelerinden ve bilmecelerinden emmiştir. Türkçenin büyük romancısı, anasütü olarak Türkçeyi emmiştir. Türkçenin zenginliğine zenginlik katmıştır. Yaşar Kemal’in içtiği süt de Türkçedir, verdiği süt de Türkçedir.



Yaşar Kemal’in Türk yazarlığını, Türk romancılığını tartışmak hiç aklıma gelmezdi. 1960’larda, 1970’lerde, 1980’lerde böyle bir şey onun da aklının ucundan geçmezdi.



KÖKLERİNDEN KOPARILAMAZ

Nobel’e heves etmek Koca Yaşar’a yakışmadı. Yaşar Kemal’e Nobel’i vermediler, vermezler. Çünkü Yaşar Kemal köklerinden koparılamaz. Kırk romandır onu o köklere bağlayan. Yaşar Kemal, o kadar bizdendir ki, Onu kendilerinden yapmayı düşünememişlerdir bile. Nobel, sahibini bulmuştur.



Türkçemizden biliriz, insanoğlu çiğ süt emmiştir.



Yazarlar da insan olduğuna göre, onlar da çiğ süt emmişlerdir, olabilir.



Ancak Yaşar Kemal emdiği sütle değil, verdiği ballı sütle hep anılacak ve büyük tadla okunacaktır; Yunus Emre’yi, Karacaoğlan’ı okur gibi.



Türk edebiyatını edebiyat yapan, Türkçeyi bin yıllardan bin yıllara işleye işleye taşıyan yazarlara, Türk yazarı denir. Kürdüm demesi de, Yaşar Kemal’in ayrı bir cilvesi, bir çalımı oluyor. Her zamanki sevimliliği diyelim.



Yaşar Kemal, Türk yazarı olmasaydı, ne olurdu? Bu sorunun cevabını ben onun kulağına söyleyeceğim, ikimizin arasında kalacak.



Yaşar Kemal, bin yıl sonra da büyük Türk romancısıdır; bizi insanlığın büyük denizine götüren bir çağlayandır.



(Aydınlık, Başyazı, 12 Kasım 2006)







Makale Detaylar
Gönderen: CINNET
Derecelendirme: ++++++++++ 100,0%
Yazar İletişim: Bilinmiyor

1 kişi yorum yapmış.

CINNET - 12/11/2006
Hem dil kavramına güzel bir açıklık getiren hem de Yaşar Kemal'in (gerçekten ustalardan çok çıraklara yakışacak cinsten hareketini)keskin bir hicivle eleştiren mükemmel bir yazı.

Yorum yaz!

Sadece üyeler yorum yazabilir. Üye olmak için tıklayım.

Ana sayfa | Makaleler

Aç

Haftanın Yazısı: CIA’nin Kültürel Silahı: Çağdaş Sanat

EN İYİ MAKALELERrss

Makaleler bölümündeki en iyi 5 içerik.
Eser Analiz Yöntemleri
Sanat olgusunun varlığını kavramanın en doğru yolu, sanat eserini çözümlemekte yatmaktadır. Bu konuya karşı XX.yüzyıl başlarında ilgi uyanmaya başlamış ve 1915 yılında Heinrich Wölfflin ve sonrasında Erwin Panofsky ...
Türk Resminde Kurtuluş Savaşı Teması
Sanatın toplumsal yapılara, bağlı gelişmesiyle, sanatçının yaratımını politik, ekonomik, kültürel şartlara uyumlu bir tavırla gerçekleştirmesi özdeştir. Bu arada tarihî sürecin hiçbir döneminde varlığı inkâr edileme...
Sokrates ve Felsefesi
M.Ö. 469-399 yılları arasında yaşamış olan ünlü Yunanlı düşünür. Platon’un hocası olan Sokrates, yazılı hiçbir şey bırakmamış, tüm zamanını özellikle gençlerle felsefe tartışarak geçirmiştir. Görüşleri, tartışmaları...
Barok Dönem Cenovalı Ressamlar
İtalya’nın kuzey batısında, liman kenti olan Cenova (İ.Ö.218) Romalılar döneminden itibaren önemli bir merkez olarak tarih içinde yer almıştır. Cenova aynı zamanda İtalya’nın Orta Avrupa’ya açılan kapısı durumundadı...
Altın Oran
“Altın oran kavramı ve bu kavramın gizemi nedir?” diye düşündüğünüz olmuştur. Belki de bu kavramı ilk defa duymuşsunuzdur. Peki, nedir altın oran, nereden çıkmıştır, pratik hayatta kullanımı var mıdır? Doğada rastla...

SON 5 MAKALE  rss

CIA’nin Kültürel Silahı: Çağdaş Sanat
Soyut dışavurumcular, 1940’ların sonlarında ortaya çıktılar ve New York’u sanat dünyasının merkezi olarak kabul ettirdiler. Ancak kimileri onların, Soğuk Savaş Dönemi’nde Amerikan casuslarının piyonları olduklarını ...
Renk Teorisine Tarihsel Bir Bakış
Tarih boyunca uygarlıklar, renk teorilerini etraflarındaki dünyayı tanımlamak ve renkleri nasıl gördüğümüzü anlamak için geliştirmişlerdir. Ancak, ilk kez Aristoteles’in fikirleri renk teorisyenleri arasında daha ço...
Batılı Sanatçıların Çallı Kuşağı’na Etkileri
Çallı Kuşağı, bilinen bir diğer adıyla 1914 Kuşağı; Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde sanat hayatına atılan sanatçılardan oluşur. Bu sanatçılar yıkılan bir imparatorluğun ardından her anlamda yeniden inşa e...
Adorno, Debord ve Baudrillard’da Kültür ve Sanat
Theodor Adorno, kültür endüstrisi düşüncesinde sanatı ‘sığınak’ olarak görmüş, sanatın kitle kültürünün etkilerini azaltma ve onun işleyişinin dışında kalması gerektiğini önermiştir. Guy Debord, “gösteri toplumu” dü...

Navigasyon

Galeri
Üye/Ziyater
  • . Aktif üye sayısı (0)
  • . Aktif ziyaretçiler (14)
  • . Kayıtlı üye sayısı (1119)
  • . Yeni Üyelik
Açılış sayfası yap Sayfa basina git