. . .
Sanat Teorisi
  Ana sayfa >> Makaleler >> Makale ve Araştırmalar >> Denemeler >> Makale Oku

Makale Başlığı: Sosyalist Sanat Ve Sanatın Gerekliliği Üzerine

Sosyalist Sanat Ve Sanatın Gerekliliği Üzerine Yazdır Google+ twitter facebook

Yazar: Orçun Benli • Eklenme Tarihi: 13.05.2006 17:01:11 • Görüntüleme: 3.990
Özet:
Toplumlar her dönemde kendilerini ifade etme biçimleri aramış, bulmuş ve geliştirmişlerdir. Bu ifade biçimlerini yaşam koşulları şekillendirmiştir ve bu her dönem böyle olmuştur. Geçmişten bugüne o ifade biçimleri ve bize bıraktıkları bir kültür mirası, bir tarihtir.
Kelimeler:
Sosyalist Sanat Ve Sanatın Gerekliliği Üzerine
Sosyalist Sanat Ve Sanatın Gerekliliği Üzerine
Orçun Benli


Toplumlar her dönemde kendilerini ifade etme biçimleri aramış, bulmuş ve geliştirmişlerdir. Bu ifade biçimlerini yaşam koşulları şekillendirmiştir ve bu her dönem böyle olmuştur. Geçmişten bugüne o ifade biçimleri ve bize bıraktıkları bir kültür mirası, bir tarihtir. Sınıflı toplumlarla beraber bu ifade biçimleri de farklılıklar göstermeye başlamıştır ve her dönem sınıfların karakterlerine göre şekillenmiştir. Modern Sanat’ın başlangıç miladı çoğu çevrelerce 1905 kübizm’in doğuşuyla kabul edilir. Tam da bu süreçte dünyada ciddi paylaşım savaşları ve sınıf savaşları tavana vurmuştur. Sinema’nın doğuşu da bu sürece tekabül eder. Özellikle 1917 Ekim devrimi sonrası Sovyetlerde sinema alanında çok iyi örnekler çıkmaya başlamıştır. Lenin tüm sanatçıları ve aydınları partili olmaya çağırıyordu. Çünkü Bolşevik parti ülkedeki ezilenlerin artık gerçek temsilcisi ve iktidarı alan partiydi. Lenin sanatçıların sanatlarını kimden yana kullanacaklarını, yapacaklarını sorgulamalarını istiyordu. Yeni insanı yaratmayı şiar edinmiş bir iktidarın sanat anlayışı, kültürel-sosyal ve hukuk anlayışı da elbette bu anlamda olmalıydı. Sosyalist sanat ya da devrimci sanat yapanlar hep kendini yenileyen, ileri bakan, aydın üstenciliği olmayan, küçük burjuva çıkarların peşinde koşmayan ve halkın gerçeklerini dile getiren sanatçıdır, öyle olmalıdır. Hayatın her alanında Marksist felsefeyi koyabilmek, uygulayabilmek gerekmektedir. Evet sanatın da bir diyalektiği vardır, tıpkı aşkın, ölümün, mücadelenin ve yaşamın da olduğu gibi.

Sosyalist sanatçı ürettiklerine “benim” gözüyle bakmamalıdır. O halkın gerçekliğinden yola çıkarak üretir bu bağlamda halktan beslenir ve ürettikleri de aslında halkındır. Sovyetlerde devrim sonrası köy köy devrimin propagandasını yapan,çekilen zorlukları ve gelen başarıları anlatan,Rus halkının gerçeğini anlatan filmler gezdirildi ve kuşkusuz topluma Rus edebiyatı kadar belki daha da fazla katkısı oldu.Ve aslında bu başarı,üretilen eserler büyük oranda halkındı.

Bugün ülkemizde de kendine aydın diyenleri büyük bir sorumluluk bekliyor. Kimden yana tavır koyulacak? kim için ne üretilecek? Özellikle 1980 sonrası aydın halk arasında uçurum oluşmuş, oluşturulmuştur. Aydınların ve halkın arasında yaratılan uçurum ve kopukluk aydınları burjuvazinin kucağına, halkı da burjuvazinin zulmüne sürüklemiştir.
Köy enstitüleri ile yaratılan değerler ve gelenekler, aydın tanımı yerle bir edilmiştir.

Anadolu tarihi isyanlar ve buna karşılık katliamlar tarihidir. Bu isyanlar neden çıkmış bu katliamlar nasıl yapılmış ve sonucunda neler olmuşu sorgulayıp araştırıp kendi sanatına yansıtmayan, bunları anlatmayan, yadsıyan bir aydın nasıl aydın olabilir?Ezenlerin yanında olanlar aydın olabilir mi?Sanat yapıtları geçmişi bugüne,bugünü yarına taşırlar bu anlamda gerekliliği kaçınılmazdır ancak tekrarlıyorum nasıl yapıldığı ve kime hizmet ettiği yarın gelecek kuşaklar için önemlidir.Kollektivizm hayatın her alanında olduğu gibi sanat eserleri üretilirken de geçerli olmalı, küçük burjuva “ben” cilliğine düşülmemelidir.

Makale Detaylar
Gönderen: webmaster
Derecelendirme: 0000000000 0%
Yazar İletişim: http://www.yeniyol.org/yeniyol/

Sadece üyeler yorum yazabilir. Üye olmak için tıklayım.

Ana sayfa | Makaleler

Aç

Haftanın Yazısı: CIA’nin Kültürel Silahı: Çağdaş Sanat

EN İYİ MAKALELERrss

Makaleler bölümündeki en iyi 5 içerik.
Eser Analiz Yöntemleri
Sanat olgusunun varlığını kavramanın en doğru yolu, sanat eserini çözümlemekte yatmaktadır. Bu konuya karşı XX.yüzyıl başlarında ilgi uyanmaya başlamış ve 1915 yılında Heinrich Wölfflin ve sonrasında Erwin Panofsky ...
Türk Resminde Kurtuluş Savaşı Teması
Sanatın toplumsal yapılara, bağlı gelişmesiyle, sanatçının yaratımını politik, ekonomik, kültürel şartlara uyumlu bir tavırla gerçekleştirmesi özdeştir. Bu arada tarihî sürecin hiçbir döneminde varlığı inkâr edileme...
Sokrates ve Felsefesi
M.Ö. 469-399 yılları arasında yaşamış olan ünlü Yunanlı düşünür. Platon’un hocası olan Sokrates, yazılı hiçbir şey bırakmamış, tüm zamanını özellikle gençlerle felsefe tartışarak geçirmiştir. Görüşleri, tartışmaları...
Barok Dönem Cenovalı Ressamlar
İtalya’nın kuzey batısında, liman kenti olan Cenova (İ.Ö.218) Romalılar döneminden itibaren önemli bir merkez olarak tarih içinde yer almıştır. Cenova aynı zamanda İtalya’nın Orta Avrupa’ya açılan kapısı durumundadı...
Altın Oran
“Altın oran kavramı ve bu kavramın gizemi nedir?” diye düşündüğünüz olmuştur. Belki de bu kavramı ilk defa duymuşsunuzdur. Peki, nedir altın oran, nereden çıkmıştır, pratik hayatta kullanımı var mıdır? Doğada rastla...

SON 5 MAKALE  rss

CIA’nin Kültürel Silahı: Çağdaş Sanat
Soyut dışavurumcular, 1940’ların sonlarında ortaya çıktılar ve New York’u sanat dünyasının merkezi olarak kabul ettirdiler. Ancak kimileri onların, Soğuk Savaş Dönemi’nde Amerikan casuslarının piyonları olduklarını ...
Renk Teorisine Tarihsel Bir Bakış
Tarih boyunca uygarlıklar, renk teorilerini etraflarındaki dünyayı tanımlamak ve renkleri nasıl gördüğümüzü anlamak için geliştirmişlerdir. Ancak, ilk kez Aristoteles’in fikirleri renk teorisyenleri arasında daha ço...
Batılı Sanatçıların Çallı Kuşağı’na Etkileri
Çallı Kuşağı, bilinen bir diğer adıyla 1914 Kuşağı; Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde sanat hayatına atılan sanatçılardan oluşur. Bu sanatçılar yıkılan bir imparatorluğun ardından her anlamda yeniden inşa e...
Adorno, Debord ve Baudrillard’da Kültür ve Sanat
Theodor Adorno, kültür endüstrisi düşüncesinde sanatı ‘sığınak’ olarak görmüş, sanatın kitle kültürünün etkilerini azaltma ve onun işleyişinin dışında kalması gerektiğini önermiştir. Guy Debord, “gösteri toplumu” dü...

Navigasyon

Galeri
Üye/Ziyater
  • . Aktif üye sayısı (0)
  • . Aktif ziyaretçiler (17)
  • . Kayıtlı üye sayısı (1120)
  • . Yeni Üyelik
Açılış sayfası yap Sayfa basina git