. . .
Sanat Teorisi
  Ana sayfa >> Makaleler >> Biyografiler >> Ressamlar >> Makale Oku

Makale Başlığı: Balthus (1908-2001)

Balthus (1908-2001) Yazdır twitter facebook

Yazar: Radikal-21/02/2001-H. Bülent Kahraman • Eklenme Tarihi: 25.02.2005 20:11:57 • Görüntüleme: 2.524
Özet:
Balthus, 29 Şubat 1908 tarihinde bir sanatçı ailenin çocuğu olarak Paris’te doğdu. Balthus’un ilk yayınlanmış çalışması, Mitsou adlı kaybolan kedisiyle ilgili 40 çizimden oluşan bir koleksiyondu.
Kelimeler:
Balthus, ressam
Balthus, 29 Şubat 1908 tarihinde bir sanatçı ailenin çocuğu olarak Paris’te doğdu. Balthus’un ilk yayınlanmış çalışması, Mitsou adlı kaybolan kedisiyle ilgili 40 çizimden oluşan bir koleksiyondu. Manzara, ölüdoğa, konulu resim ve portre gibi Avrupa resminin geleneksel türlerini 20. Yüzyıl’da yeniden canlandıran Fransız ressamın, kendine özgü sanrılı görüntüleri bazen gerçeküstücü olarak nitelendirilmiştir.
 
Paris’te 1934’te ilk kişisel sergisini açan sanatçı, zamanının çoğunu gitgide daha büyük boyutlara ulaşan gizemli şiirsel iç mekanlarla sessiz manzaralar yapmaya verdi. Bu resimlerine çoğu kez yalnız, aldatıcı biçimde olgun görünen, ama daha çocuk yaşta çıplak genç kız figürleri yerleştiriyordu. 

Balthus, Paris’teki ünlü Louvre Müzesi’nde eserlerini sergilendiğini hayattayken görmeyi başaran sanatçılardan biri oldu. Balthus’u hayranlık uyandıran bir dahi olarak öven Fransa Devlet Başkanı Jacques Chirac, sanatçının ölümünden büyük üzüntü duyduğunu açıkladı. Japon asıllı Setsuko ile evli olan Balthus’un en ünlü yapıtları arasında Sokak (1933), Dağ (1937), İskambil Falı (1943), Şömine Önündeki Çıplak (1955) ve iskambil Oynayanlar (1973) bulunuyor. Birçok Fransız yazar ve aydınla dost olan Balthus’un hayranı olduğu Pablo Picasso, sanatçının Çocuklar (1937) adlı tablosunu satın almıştı. Picasso, Balthus için "Beni kopyalamaktan başka birşey yapmayan genç sanatçılardan çok daha iyi. Gerçek bir ressam" demişti.

 Asıl adı Balthazar Klossowski de Rola olan ressam Paris’teki ünlü Louvre Müzesi’nde eserlerinin sergilendiğini hayattayken görmeyi başaran sanatçılardan biriydi. BİR YAZI Karanlıklar Prensi''''nin ölümü Balthus''''un, 20. yüzyılın son ressamının ölümü kaç anlama geliyor? Balthus, gerçek bir efsaneydi. Polonya soylusu bir adamın oğluydu ama yetişmesinde yadsınamaz emeği olan Rilke''''nin gayrimeşru çocuğu olduğu sanılıyordu. Çocukluğu, 1920-30''''ların Almanya, İsviçre ama en çok da Paris entelektüel çevrelerinde geçmişti. Andre Gide destekçilerinden birisiydi. O yılların Avrupa''''sı ardı ardına patlayan sanat akımlarıyla çalkalanıyordu. Picasso ve Braque, 1915''''lerde kübizmi başlatmış, ortalığı karıştırmışlardı. İçinde yaşadığı gerçeklik, onu anlamak ve anlatmak için kullandığı zaman - mekan sıralaması, optik dünya insana dar geliyordu. Einstein bilimde, Freud bilinçte relativizmin temellerini atmıştı. Yeni bir çağ başlıyordu. 

Balthus, yeniliğin ama her ne pahasına olursa olsun yeniliğin her şey demek olduğu ''''öncü'''' (avant - garde) sanata hiçbir zaman yakın olmadı. Onun resmi, 20. yüzyılın ikinci büyük sanatsal hamlesinden, Üstgerçekçilikten (surrealizm) beslenmeye başlamıştı. Bu, Balthus''''un sonuna kadar izleyeceği ve onu daima sıradışı bir adam yapacak olan temel niteliğiydi. Gerçeğin başka bir boyutunun da olabileceğini, o boyutun insanın karanlık yanıyla iç içe geçebileceğini Balthus hiç unutmadı. Üstelik, resimlerinin arka planına Üstgerçekçi bir zorlama, bir imgesel anlatım yerleştirirken bunu Dali''''den, Magritte''''ten daha farklı bir yaklaşımla yaptı. Onların gerçeğin sözcükle ifade edilen, ancak dille anlaşılabilen anlamlarını zorlayan simgesel anlatımına hiç yönelmedi. Balthus, en çok yakın olduğu de Chrico gibi, Üstgerçekçiliği bir atmosfer olarak, düşler dünyasını harekete geçiren bir olanak olarak kullandı. Çünkü, yapmak istediği farklıydı. Balthus, Batı sanatının asıl dayanağı olan ''''kötücüllüğün'''' başka bir düzlemdeki adıydı. Bazen ''''sapkınlık'''' gibi ucuz bir sözcükle açıklanmaya çalışılan insanın bu gerçek niteliklerinden birisini, Balthus, çok ''''sıradan'''', günlük şeylerin içinden vermeye çalışıyordu ve bu nedenle çok ama çok rahatsız edici oluyordu. Lautreamont''''dan başlayan, Sade''''dan geçen, Poe''''yla bütünleşen ve tüm Üstgerçekçileri etkilemiş olan, ''''patafizik'''' sanatçılar, onun da çıkış noktasını oluşturuyordu. O nedenle, daha sonra Bataille''''ın ''''kötülük edebiyatı'''' diye nitelendirdiği edebiyatın en seçkin örneklerinden birisi Uğultulu Tepeler''''i resimleyecek, ''''deli'''' Üstgerçekçi Artaud''''nun yakın arkadaşı olacak ama asıl ününü, ergenlik çağındaki kız çocuklarının kışkırtıcı cinselliğini resmederek sağlayacaktı. Resimlerinde daima bir röntgenci konumundaydı. İzleyeni de aynı konuma itiyor, onu görmekten hacip duyacağı hayasız bir görüntüye bakması için kışkırtıyor, kendisiyle yüzleşmeye zorluyordu. Sonuna kadar da bu konuda direndi. Sonra, İsviçre''''de aldığı büyük eve çekilecek, orada, çocuk yaşında evlendiği Japon karısı ve ondan olan kızıyla, bir çocukken model olarak kullanmaya başladığı bir başka kızla birlikte, söylentiler doğuran gizli hayatını yaşayacaktı. 

Balthus''''u modern resim odağına yerleştiren bu ''''içeriği'''' yansıtmakta kullandığı biçimdi. Klasik dünya onun için vazgeçilmezdi. Gençliğinde hayran olduğu ve yapıtlarının kopyasını çıkardığı della Francesca''''dan başlayarak, daima Rönesans resminin ''''düzen'''' anlayışını, derinlik duygusunu, basitlik içinden doğan karmaşa çağrışımlarını kullandı. Kişisel hesaplaşmamı asla bitiremediğim o büyük Rönesans resminin çağdaş uzantısıydı. Hayatım boyunca tutkuyla bağlandığım karanlık şeyleri hep pelerinin altında saklayan ''''Karanlıklar Prensi''''ydi.

Makale Detaylar
Gönderen: webmaster
Kategori: Biyografiler >> Ressamlar
Derecelendirme: 0000000000 0%
Yazar İletişim: http://www.kimkimdir.gen.tr

Sadece üyeler yorum yazabilir. Üye olmak için tıklayım.

Ana sayfa | Makaleler

Aç

Haftanın Yazısı: CIA’nin Kültürel Silahı: Çağdaş Sanat

EN İYİ MAKALELERrss

Makaleler bölümündeki en iyi 5 içerik.
Eser Analiz Yöntemleri
Sanat olgusunun varlığını kavramanın en doğru yolu, sanat eserini çözümlemekte yatmaktadır. Bu konuya karşı XX.yüzyıl başlarında ilgi uyanmaya başlamış ve 1915 yılında Heinrich Wölfflin ve sonrasında Erwin Panofsky ...
Türk Resminde Kurtuluş Savaşı Teması
Sanatın toplumsal yapılara, bağlı gelişmesiyle, sanatçının yaratımını politik, ekonomik, kültürel şartlara uyumlu bir tavırla gerçekleştirmesi özdeştir. Bu arada tarihî sürecin hiçbir döneminde varlığı inkâr edileme...
Sokrates ve Felsefesi
M.Ö. 469-399 yılları arasında yaşamış olan ünlü Yunanlı düşünür. Platon’un hocası olan Sokrates, yazılı hiçbir şey bırakmamış, tüm zamanını özellikle gençlerle felsefe tartışarak geçirmiştir. Görüşleri, tartışmaları...
Altın Oran
“Altın oran kavramı ve bu kavramın gizemi nedir?” diye düşündüğünüz olmuştur. Belki de bu kavramı ilk defa duymuşsunuzdur. Peki, nedir altın oran, nereden çıkmıştır, pratik hayatta kullanımı var mıdır? Doğada rastla...
Modernizm ve Sanat Akımlarından Notlar
1750’lerden 1890’lara kadar süren ilk sanayi devrimi ardından, 2. Sanayi Devri 1896’larda başlayıp 1928’e kadar sürmüştür. Dünya devletleri, bu olayların ardından hızla ilerleme kaydetmiştir....

SON 5 MAKALErss

Birey ve Toplum İçin Sanat Eğitiminin Gerekliliği
Bu araştırmada birey ve toplum için genel eğitim bütünlüğü içerisinde sanat eğitiminin neden gerekli olduğunu vurgulanmak amaçlanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, genel tarama modeli çerçevesinde literatür ta...
Dijital Sanat
Elektronik ortamda üretilen sanat olarak kısaca tanımlanabilen dijital sanat, çağdaş bilgiyi, bakışı ve bilinci, teknolojiye ilişkin kuramlar ve kavramlarla değiştirmekte ve dönüştürmektedir. Birden fazla sanatsal b...
Bir Sanatsal İfade Aracı Olarak Dijital Oyunlar
Kasım 2012’de New York Modern Sanatlar Müzesi’nin resmi sitesinde dijital oyunlardan oluşan bir koleksiyonunu müzede sergileneceği duyuruldu. Sanat eleştirmeni Jonathan Jones duyuruya katılımcı doğaları gereği oyunl...
Sanatın Yeni Evresi Olarak Bilgisayar Oyunları
Bilgisayar oyunları dönüşmekte olan sanat evresinin son boyutu olarak, belirli alt disiplinlerle nitelik kazanmaktadır. Bu kavramlar klasik kompozisyon kuralı, Grek idealizmi, formalizm, maniyerizm, sinematografi, ü...
CIA’nin Kültürel Silahı: Çağdaş Sanat
Soyut dışavurumcular, 1940’ların sonlarında ortaya çıktılar ve New York’u sanat dünyasının merkezi olarak kabul ettirdiler. Ancak kimileri onların, Soğuk Savaş Dönemi’nde Amerikan casuslarının piyonları olduklarını ...

Navigasyon

Galeri
Üye/Ziyater
  • . Aktif üye sayısı (0)
  • . Aktif ziyaretçiler (23)
  • . Kayıtlı üye sayısı (1132)
  • . Yeni Üyelik
Açılış sayfası yap Sayfa basina git