Makale Başlığı: Farkında Olmaksızın

Farkında Olmaksızın

Yazar: Hüseyin Emre Birinci • Eklenme Tarihi: 22.10.2008 • Görüntüleme: 4.755

Özet:
Günümüz sosyal yaşamı içerisinde, ister istemez moda denen olgudan, çeşitli medya iletişim araçları aracılığı ile etkilenip, bu etkilerin sonuçlarını somut anlamda isteyerek veya istemeyerek bedenimiz üzerinde “Tekstil Ürünü-Giysi” olarak taşıyoruz.Bu bütünlüğün primitif dönemle olan ilişkisi...

Kelimeler:
sosyal yaşam, farkında olmaksızın, medya, iletişim, araçları, moda, giysi, estetik, Tekstil Ürünü-Giysi

Farkında Olmaksızın

Günümüz sosyal yaşamı içerisinde, ister istemez moda denen olgudan, çeşitli medya iletişim araçları aracılığı ile etkilenip, bu etkilerin sonuçlarını somut anlamda isteyerek veya istemeyerek bedenimiz üzerinde “Tekstil Ürünü-Giysi” olarak taşıyoruz.
Bu istem dışı farkındalıkların giyim kuşam olarak, modernizmin içerisinde bizlere geri dönmekte olduğunu ifade edebiliriz. Peki ya bu moda denen olguyu yaşarken, yapılan tasarımlarda primitif öğelere ağarlık verildiğini görebiliyor ve bu primitifliğin insanlığın farkına varmadan kendi özünü yarattığını, farklı bir değişle ilk çağ dönemlerine göndermeler yaptığını, bununda moda içerisinde sürekli bir döngüye sebebiyet verdiğini algılaya biliyor muyuz?
İnsanoğlu varlığından buyana çeşitli tarihsel dönemlerde farklılıklar gösterse bile “giysi” ile iç içe bir periyodu yaşayarak geçirmiş ve geçirmektedir. Bu periyodik dönemlerin başına dönersek sade, basit, ergonomik, estetik unsurları içermeyen, sadece çeşitli doğal ve dış faktörlerden korunma amaçlı üretilmiş giysilerin varlığından söz etmek mümkün.
İlkel dönemde, insanlığın sosyal yaşamı içerisinde hayvanların av olma dışında bir misyonları daha vardı. İnsanı “giyim-kuşam” anlamında da etkiliyorlardı. Bu etkilenmeleri “duygusal ve doğal koşullar” başlığı altında ele alabiliriz. Duygusal anlamda ele aldığımızda, dönemin insanının hayatta kalması, güçlü olması ve avlana bilmesi için tıpkı, varlıklarını sürdüren vahşi hayvanlar gibi olması gerektiği ve bu anlamda karşısındaki egemen hayvanı farkında olmaksızın davranış anlamında taklit ettiğini, ona karşı bunu hissi anlamı yaşadığını ve kullandığını söyleyebilir, taklitsel vahşi duyguların bir dönüşüm geçirerek, somut bir öge ye yani “giysiye” doğru somut bir evrimleşme içerisine girdiği hakkında hem fikir olabiliriz.
Endüstri devrimi sonrası teknolojinin tekstil sektörünü de etkilemesiyle “giysi” doğal dış faktörlere karşı ergonomik ve estetik anlamda gelişim ve değişim içerisine girdi. Buda estetik anlamda günümüz trendleri içerisinde “primitif döneme” göre evrimleşti ve insanlığa kendi sunumunu değiştirtti.


Günümüzde gerçekleştirilen koleksiyonlar içerisinde, “Leopar Deseni”ni ele alırsak, yukarıda açıklamış olduğumuz, duygusal anlamda karşı cinse yani erkeğe ve hem cinsine farkında olmaksızın bir baş kaldırış, ele geçirme, hâkimiyet ve farkındalık sağlama amacı güdüldüğünü de moda olgusu içerisinde söyleyebiliriz. Global pazarda “denim giysiler” ve birçok tekstil ürünü içinde aynı şeyleri söylemek mümkün. Denim kumaş üzerinde teknolojik imkânlarla yapılan, değişik soyut formlu efektlerin izlenimlerini de bu açıklamalarla bağdaştırabiliriz. Bu formların içerlerinde ilkel güdülerin var olduğunu dile getirebiliriz. Modern anlamda bireyin kendi dışındaki çevreye, bilmeksizin ilkel dürtülerle yapmış olduğu bir başkaldırıştır bu.
İnsanlığın varlığını sürdürdüğü güncel dönem içerisinde, hayatını form anlamında soyut-somut nesnelerle geçirmektedir. Buna tekstil ürünleri de dâhildir. Hatta süre bazında ele alırsak en çok tekstil ürünleri desek yeridir. Onla yatılır onla kalkılır, yaşam onla sonlanır; peki hangi somut nesne bir tekstil ürününü form anlamında, soyut biçimini üzerinde barındırır, doğaya ve doğallığa dolayısıyla ilkelliğe yakınlık taşır? Diğer kullanım nesneleri hep kısıtlı vakit almıştır insan hayatında, işlevleri bittiğinde aradan çıkarlar, hâlbuki tekstil ürünü anlamında “giysi” hep olmuştur ve olacaktır da…
Vurgulamak istediğim nokta yaşadığımız dönem itibariyle moda olgusu içerisinde istesekte istemesekte, farkına varmaksızın sosyal, siyasal ve kültürel anlamda etkileşimlerle beraber ilkelliği, yaratığımız tekstil ürünleri ve giysiler içerisinde soluyacağız.


Hüseyin Emre Birinci