Makaleler Makale ve Araştırmalar Denemeler Tarihiyle, Anılarıyla Kentim; İzmirim
Makale Başlığı: Tarihiyle, Anılarıyla Kentim; İzmirim

Tarihiyle, Anılarıyla Kentim; İzmirim

Yazar: Derya Uzun • Eklenme Tarihi: 15.11.2007 • Görüntüleme: 3.364

Özet:
İzmir kenti için, bir çok üstadımın ve pek çok saygıdeğer büyüğümün söyledikleri üzerine benim söyleyebileceğim neler kaldı bilemiyorum ama genç bir sanat tarihçisi olarak, naçizane birkaç aktarımım olacak …

Kelimeler:
İZMİR, İZMİRLİ OLMAK, İZMİR VE GÜZELLİKLERİ HAKKINDA

                    TARİHİYLE, ANILARIYLA KENTİM; İZMİRİM 


    İzmir kenti için, bir çok üstadımın ve pek çok saygıdeğer büyüğümün söyledikleri üzerine benim söyleyebileceğim neler kaldı bilemiyorum ama genç bir sanat tarihçisi olarak, naçizane birkaç aktarımım olacak … 
  
  İzmir; doğduğum ve büyüdüğüm, öğrendiğim ve soluduğum, kısaca yaşadığım yer, yani kentim…
Ben şahsen, tarihi dokusu ve tarihi büyüsü ile beni cezbeden İstanbul kentini de severim ama orada kaldığım kısa bir süre sonrası, kentim burnumda tütmeye başlar. İzmir’de beni çeken bir şeyler vardır. Aslında, tüm İzmirliler için bu böyledir. Körfezi midir onda beni çeken? Yada bir zamanların faytonuyla gezilen kordonboyu mu? Yoksa, saat kulesi, asansörü veya kızlarağası hanı gibi tüm tarihi anıtları mı? Veyahut bunların hepsi mi? 
    
    Kentimiz, modern kent dokusuyla da her geçen gün daha büyüleyici olmaktadır. Bu modernizm serüveni, tarihin günümüze ulaşma çabası ile yarışmaktadır adeta. Dolayısıyla, bir sanat tarihçisi gözüyle bakarım bu rekabete. Eskinin büyüsü bir başka çeker beni. Bir yandan da, yenilikçiliğin-çağdaşlığın izlerini takip etmeye çalışırım. Kendimizi sorguya çekerim evrensel gelişme boyutlarında. Bir yandan tarihi koruma gerekliliği, öte yandan çağı yakalama zorunluluğu, düşünce dünyamda oradan oraya dolaşır. 
    
    Peki ya şu acı gerçeğe ne demeli? Tarihini, geçmişini korumayı ve kollamayı bilmeyen bir yeni nesil gerçekliği? (yoksa bu, hep böyle miydi?). Bunun sorumlusu yalnızca bu insanlar mıdır? Yoksa, onlara kentini ve tarihini korumasını öğretmeyenler mi suçludur? Yada öğretemeyenler mi demeli?
Böylesine zengin bir kültürel mirasa sahip bir kent yada böyle bir ülkeye sahip olmanın kıymetini ne yazık ki bilmiyoruz. Aslında, farkına vardıramıyoruz desek daha doğru.
Bugün okullarımızda pek çok farklı daldan, pek çok farklı ders okutuluyor öğrencilere. Elbette, her birinin ayrı bir değeri olduğunu inkar etmiyorum. Ama sanatıyla ve tarihiyle evrensel boyutlara ulaşmış bir ülkede “sanat tarihi” üzerine bir derse rastlayamıyoruz okullarımızda. Varsa da o kadar az ki, devede kulak kalır. (biraz da şikayet vakti). Bir şeyleri değiştirmek isterdim. Hepimizin değiştirmek istediği bir şeyler vardır elbet. Kaile alınmak, düşüncelerine önem ve destek verilmek ister. Bir gün gerçekleşir mi dersiniz hayallerimiz? Ummaktan başka bir çaremiz yok ki!....


CALUKYA